31 Mart 2018 Cumartesi

Ahlaksız


Brian Freeman

Panama Yayıncılık

Yazar bu romanı ile en iyi ilk roman ödülünü almış. Haklı olarak almış. Çünkü, çok iyi bir polisiye gerilim.

Minnesota’da iki genç kız kayboluyor, uzun zaman geçiyor, belli ki öldürülüp bir yerlere atılmışlar veya gömülmüşler. Polis detektifi Jonathan cinayetleri çözme peşinde. İlk kız kaybolalı bir yıl geçmiş ama ikinci kız daha yeni kaybolmuş.

Polisin araştırmaları sonunda ikinci kız Rachel’ın üvey babası yakalanıyor. Mahkemeye çıkarılıyor. Başlarda cinayet romanı olarak giden roman şimdi bir mahkeme romanına dönüşüyor. Savcı ile avukatın kapışması.

Mahkeme sonunda akıl almaz olaylar oluyor ve cinayetler devam ediyor. Bir seri katil durumu ile karşı karşıyayız. Ancak, hiçbir şey göründüğü gibi değil. Hiç beklenmedik bir sona gidiyor roman.

Heyecanlı, sürükleyici, zeki, polis iyi, katil iyi, kurbanlar da çok iyi. Özellikle kurban Rachel ölmesine rağmen romanın en ilginç kahramanı.

Suç romanlarını sevenler kaçırmasın.

Not:3/4

30 Mart 2018 Cuma

Film Seçkisi 5


BEN OLGA

Ja, Olga Hepnarova, 2016, Çek Cumhuriyeti

Çek katil Olga’nın gerçek yaşamı. Olga, Prag’da yaşar, utangaç, sessiz bir kızdır. Ailesi ve arkadaşları ile iletişim kuramaz. Kimse de onu dinlemez. Herkesin dışladığı Olga, toplumdan intikam alır, çok genç yaşta. Siyah beyaz çekilmiş bir gerçek suç filmi. Belgesel gibi. İlginç, izleyebilenler için. Rahatsız edici olabilir ama önemli. Not:3/4

MODEL

The Model, 2016, Damimarka, 

Emma adlı genç bir kız model olmak ister, Paris’te. Bunun için elinden gelen her şeyi yapar. İnsanları kullanır, kullanılır. Bir moda fotoğrafçısı ile aşk da yaşar. Model dünyasının arka yüzü. Zarif film ancak herkese göre değil. Not:3/4

LİLA VE DÜŞLERİ

Lila Dit Ça!, 2004, Fransa

Fransa’da Arapların yaşadığı bir bölgede bir Fransız kızı Lila ile Arap ergen oğlan Chimo’nun tuhaf aşkı. Chimo’da yazarlık yeteneği vardır ancak yoksuldur. Lila ise garip halasıyla yaşar. Lila, Chimo ile ilgilenir, kendisi ergen bir kız olsa da birçok aşk macerası yaşamış gibi hayali hikayeler anlatmaktadır, Chimo’ya. Ama mahallede bir çok Arap oğlan da Lila’ya aşıktır. İkilinin aşkı güzel, hafif ama dramatiktir. Fransız sinemasından modern bir aşk filmi. Herkese göre değil ancak seyredilesi. Not:3/4

KÜÇÜK KANAT VARPU

Tyotto Nimelta Varpu, 2016, Finlandiya

Varpu, 12 yaşında bir kızdır ve annesiyle yaşar, annesi çocuksu olduğu için Varpu kendini büyümek zorunda hisseder. Varpu, babasını merak eder ve onu bulmaya çalışır. Sakin giden bir film, bir çocuk ve aile dramı. İzlenir. Not:3/4

GECE SAHİLDE TEK BAŞINA

Bamui haebyun-eoseo honja

Sang-soo Hong, 2017, Güney Kore

Güney Kore’nin önemli ustasından ilginç bir film. Bir genç kız, evli bir yönetmenle ilişkiye girer. Biraz uzaklaşmak için tatile çıkar, evli yönetmen sevdiği, kendisinin ardından gelecek mi merak eder, gelmezse de ilişkisini bitirecektir yönetmenle.

Film iki yerde geçer. Hamburg ve Kore’de, sahilde bir kasabada. Sakin, duru film, daha çok kızın düşüncelerini öğreniriz. Filmin ilginç tarafı, bu filmin gerçek olması. Gerçekten de yönetmen Hong, gündelik yaşamda da filmdeki baş oyuncu kız ile ilişkidedir. Yaşadıkları gerçek olayın başrolünü yine aynı kıza verir. Bir şekilde ilişkilerini anlatır. Kızın gözünden. Bu ilişki, Güney Kore’de bir skandal olmuştur. Yönetmen, skandal olsa da bunu yaşayanlar insandır demek istiyor. Skandal olarak gördüğümüz bir olayı, yaşayanlardan izlemek oldukça değişik bir yaklaşım. Yani işte sanat böyle şaşırtıcı olabiliyor. Not:3/4

25 Mart 2018 Pazar

Müzik Seçkisi 6


Badem/Gülçin Santırcıoğlu-Ala Gözlerini Sevdiğim Dilber
Erkin Koray-Cemalim
Frankie Lymon and the Teenagers-Why Do Fools Fall In Love?
Kaan Öztürk-Yollarda Yoruldum
Simply Falling-Iyeoka
Bebe-Siempre me Quedara
Agnus Obel-Riverside
Lisa Ekhdal-Heavenly Shower
İdo Tatlıses-Sen
Güven Yüreyi-Başka Biri
Merve Özbey-Güvercin
Aysel Yakupoğlu-Gün Gelir
Sıla-Ağla Halime
The Lumineers-Flapper Girl
Lorde-Perfect Places
Lorde-Liability
First Aid Kid-My Silver Lining
Taylor Momsen-Just Tonight
Aysel Güroğlu-Gün Gelir
Park Shin Hiye-Arm Pillow

24 Mart 2018 Cumartesi

45lik





Yeni dergilerden. Müzik ağırlıklı ve eskileri anlatıyor. Nostaljik müzik dergisi yani.

Pelin Batu, eskilerden, o zamanların glam rock (yani renkli, parlak giysiler giyen müzisyenlerin yaptığı rock) müziğini yapan David Bowie’yi anlatmış. Daha sonra hippiler anlatılıyor, İstanbul’daki. Onların merkezi Sultanahmet’teki yaşantıları. Avrupa’dan gelen ve Katmandu’ya gidecek olan hippilerin de durağı. Eski dergilerden, gazetelerden fotolar da var.

Sonra Moğollar sohbeti geliyor. Murat Beşer ise 19altı8 kuşağını anlatmış. Teoman da 80’leri. Dario Moreno yazısı da var. 1950’lerin müziği geliyor ilerleyen sayfalarda. Günümüzün yerli fantastik yazarı Doğu Yücel’in de eski bir öyküsü yer almış.

Fotoromanlar da var. Birinde Cem Karaca bir üniversite öğrencisi rolünde. Eski sinema oyuncularından Lale Belkıs sohbeti de eğlenceli. Türk sinemasında korku bölümünde ise bizdeki eski korku filmlerinden Çığlık ve Ölüler Konuşmaz ki anlatılmış.

Bunların yanında eski müzik ortamı ile ilgili yazılar da bulunmakta. Dergi sevimli. Eskileri merak edenler için de keyifli.

(Not: Dergide dokuzuncu sayfada, Altın Güfte yarışması fotosu var. Bu hafta alıp okuduğum Aksi adlı dergide de bu konu vardı. Hoş bir anekdot da vardı. Yaşar Güvenir adlı eski bir müzisyenimiz, bu yarışmaya şarkı sözü göndermiş. Sensiz Saadet adlı ünlü şarkının sözlerini. Binlerce söz arasında seçilmiş. Zeki Müren seçmiş. Müren, Güvenir’den beste beklemiş. Gelmeyince ona ödülü vermemiş. Güvenir, sonra bestelemiş ve Gönül Yazar okumuş. Sonra bu şarkı müziğimizin en ünlü şarkılarından oluyor.

Korku bölümündeki Ölüler Konuşmaz ki adlı filmi de bugün izledim. Siyah beyaz bir korku filmi. Bir evde hayalet var ve sürekli kahkaha atıyor. Komikti.)

23 Mart 2018 Cuma

İki Felsefe Kitabı



Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer

Thomas Catheart/Daniel Klein

Aylak Kitap

Bir felsefe kitabı ancak felsefeyi mizahla anlatıyor. Metafizik, mantık, epistomoloji, etik, varoluşçuluk gibi çeşitli felsefi akımları, görüşleri açıklarken her bir felsefi görüşe, duruma uygun da bir fıkra var. Bu fıkralarla o akımlar daha iyi anlaşılıyor. Bu sayede felsefeyle gülmecenin birbirine çok yakın iki dal olduğunu da görüyoruz. Eğlenceli bir felsefe kitabı. Felsefeyi sıkıcı bulanlar için. Not:3/4

Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?

Çetin Balanuye

Ayrıntı Yayınları

İlginç bir felsefe kitabı. Yazarı da bir Türk, Akdeniz Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde hoca. Ünlü filozof Spinoza’nın düşünceleri yoluyla hayatımızı bir sevince nasıl dönüştürebiliriz, kitabın konusu. Hüzünlü dünya görüşlerimizden kurtulup kısa kısa mutluluklar değil de genel bir yaşama sevincine nasıl ulaşırız düşüncesini anlatıyor. Felsefenin uzak ve korkunç bir sözcük olmadığını ve gündelik yaşamda da uygulayabileceğimizi gösteriyor. İlginç kitap. Not:3/4

21 Mart 2018 Çarşamba

Sanata Bakış




Bir kitaba, filme, heykele, müziğe, resme, oyuna baktığımızda, onun bir sanat eseri mi yoksa sıradan bir eser mi olduğunu anlamak zor tabii. Hangisi sanat hangisi popüler bir ürün. Popüler olanlar, göze kulağa hemen hoş gelenler, duygularımızla oynayanlar daha çok. Sanat olanı ayırmak içinse o sanata zaman ayırmak gerekiyor. Ayırsak da yine zor.

Çünkü, bir sanat eserine bakınca aslında ona biz bakıyoruz. Bir eser var bir de biz var. Gözümüz var, kulağımız. Ama bunlar bizim. Yani, biz, kendi geçmişimizle, kültürümüzle, bilgimizle o esere bakıyoruz. Güzel diyoruz güzel değil diyoruz iyi diyoruz kötü diyoruz ama kendi anlayışımızla kavrayışımızla. O yüzden belki de o eserin anlattığı bir dünya durumunu, gerçeğini anlamayabiliyoruz.

Bir esere bakınca, bir kitabı okuyunca, acaba o kitap mı iyi, yoksa bizim bakışımız mı iyi, yoksa o sanatçının bakışı mı iyi. Yani, üç tane bakış var. Kitap, sanatçı ve biz. Kitap ortalamadır ama biz ona çok değer veririz, kitap iyidir ama yazarı ona çok değer vermez. Tabii önemli olan biz o kitabı okuduğumuzda hissettiklerimiz. Kitap çok sıradan basit bir konuyu işlemektedir ama biz o kitabı okuyunca etkileniriz. Hayatımıza bir açıklık gelir, anlam gelir. Yazar belki o kitaptan bizim aldığımızı anlatmak istememiştir kitabında. Ama biz, bize ulaşanı anlarız.

Bu durumda, kitap sadece bir kitap değildir bizim için, daha fazlasıdır, yazar ise onu sadece bir kitap olarak düşünüp yazmıştır. Bu durumda, biz kitaptan daha önemliyiz. Veya o sanatçı da kitabından önemli değil. Çünkü, etkilendiğimiz konuyu yazmamıştır o, başka bir kurgu yapmıştır ama biz belki bir cümleden etkileniriz. Bazen de sanatçı daha önemlidir ama eseri önemsizdir veya biz o esere bir anlam yüklemediğimiz için o eser bize önemli gelmez. Ama bir başka kişi için hayati olabilir.

Yani, kitaplar, sanat eserleri, bu kitapları yazanlar, sanatçılar ve biz okurlar, sanatseverler, bu üç olgu da birbirinden bağımsız ama birbirine lazım. Ciddi sanat eseri de olsa, popüler de olsa, entelektüel de olsa, karşı sanat da olsa, yer altı da olsa, sonuçta hepsi bu dünyada olup bitiyor. Hiçbir sanat eseri, hiçbir sanatçı ve hiçbir bizler gibi sanatseverler, dünya dışı değil, bizler bazı sanat eserlerine kutsal gibi baksak da, sanki bir başka dünyada üretilmiş gibi baksak da, her şey bu dünyada ve bu dünyanın insanları için. Ama biz onlara derin anlamlar yüklüyoruz. Sanat bir yansıma olduğu için tabikide.

Olsun



Eve giderken, mahallede bir teyzeyle karşılaştım. Zehra teyze. Geçerken hep selam verir. İki çocuğu varmış. Bir oğlu denizci olmuş, Çanakkale’de imiş, diğeri de kızı işkadını olmuş, Çin’e gitmiş, oradan iş makineleri getiriyormuş bizim ülkeye.

Zehra teyze hep yemeklerden söz eder. Hep o anlatır. Hep fırında pişirirmiş yemekleri. Fırında et, fırında tavuk, fırında börek. O diyor ki, bazılarının yemeği kötüdür, hapishane yemeği gibidir yani. Ne bileyim, hiç olmazsa karnıyarığı, makarnayı, İtalyan salatasını iyi yapsa bari der.

Bugün yolda, akşamüstü, merhaba dedi, nerden geliyorsun, elimde de kitap vardı. Spinoza. O ne dedi, kitap dedim. Ne kitabı o, yemek kitabı mı dedi. Yok dedim felsefe kitabı. Spinoza amca dedim, Etik diye bir kitap yazmış işte. Etik ne dedi. Ahlak dedim. Ah dedi ah ah, bizim İstanbul’da ahlak çok bozuldu.

Ay dedim Zehra teyze, Spinoza da zaten Levanten, İstanbul’da yetişmiş yani, Nişantaşı’nda okumuş o, var ya hani, papyon diyorlar, papyon okul yani, Piyer Loti Lisesinde okumuş zamanında, sonra da Işık Lisesine geçmiş. Ama sonra yurtdışına gitmiş işte.

İnanmaz inanmaz baktı, anladı, uydurduğumu yani. Sen ne yapıyorsun dedi, kitap okumaktan başka. Dedim çeviriyorum. Ne işler çeviriyorsun sen peki dedi. Yok iş çevirmiyorum dedim. Çeviri yapıyorum, hani oluyor ya, bir dilden diğerine çeviriyorum.

Ah dedi, iş mi o, iş değil ki, iş olarak ne yapıyorsun yani dedi. İşim bu dedim. O da tamam peki üzülme dedi, olsun sen de insansın. Yani bana moral veriyordu. İşin yok ama üzülme sen de insansın yani sonuçta. Yazıklandı bana. Dedim sen hiç iş yaptın mı. Yok dedi ben yemek yaparım, çocuk büyüttüm. Daha ne iş yapcam ki? Ayy Zehra teyze dedim, üzülme olsun sen de insansın.

Tabii diyemedim Zehra teyzeye, ne kadar da kültürlü olduğumu. Cezmi Ersöz’ün on üç kitabını ondokuz günde okumuştum. İlk kültürüm böyle olmuştu. Sonra Kafka’dan Dönüşüm okudum. Sonra Masa dergisi okuyordum. İşte bunlar kültür belirtisi değil midir ki? Bir program vardı, CNN’de, Gündem mi neydi, orda kitapları dinlerdim. Ne bileyim nette Serdar Kuzuloğlu dinlerim, veya Sinan Canan. Kitap okumasaydım mesela hafakan yerine afakan derdim. Hafakanlar bastı Zehra teyzeee. Veya sen anlattın yaa, kafam ambalaj oldu. Ambalaj mıydı yok yok ambala oldu.

19 Mart 2018 Pazartesi

Ayin



İstanbul’dan bir grup işadamı Afrika’ya gezmeye gider. İş amaçlı değil tatil amaçlı.

Afrika’ya inerler, gündüz bir iki komşu ülkeyi gezerler. Akşam da bir restoranda yemek yiyeceklerdir.

Restorana gelirler. Masa tamamdır. Yerleşirler. Yemeğe, sohbete başlarlar. Canlı müzik yapan bir orkestra da vardır. Onlar da çalmaya başlarlar.

Bizimkiler, yanlarındaki rakı şişelerini çıkarırlar ve içmeye de başlarlar. Şef garson gelir ve burada kendi içkilerinizi içemezsiniz, dışarından içki getirmek, içmek yasak der.

İşadamlarından biri düşünür ve garsona der ki, bizim bu grup İstanbul’dan bir tarikat, içkiler de ayin için içiliyor. Burada ayin yapıyoruz biz şu anda.

Şef garson, tamam o zaman, der ve gider. Bizimkiler, yemeğe içmeye devam ederler. Bir süre sonra çakırkeyif olurlar ve başlarlar şarkı söylemeye. Biz Heybelide, Yine bir Gülnihal, devam ederler, neşeyle, keyifle.

Aradan bir süre geçer ve garson yine gelir ve işadamının kulağına eğilir ve der ki, sizin ayin bittiyse bizim orkestra çalmaya devam edecek.

17 Mart 2018 Cumartesi

Seçme Filmler 4



Neşeli Pazar (F.Truffaut/Fransa)
Öğleden Sonra Aşk (E.Rohmer/Fransa)
Aşkın Büyüsü (D.Kurys/Fransa)
Mavi En Sıcak Renktir (A.Keciche/Fransa)
İspanyol Pansiyonu (C.Klapisch/Fransa)
Rus Bebekleri (C.Klapisch/Fransa)
Aşk Bilmecesi (C.Klapisch/Fransa)
Gecelerin Adamı (J.P.Melville/Fransa)
Yersiz Yurtsuz (A.Varda/Fransa)
Seremoni (C.Chabrol/Fransa)
Kış Öyküsü(E.Rohmer/Fransa)
Kadınları Seven Adam (F.Truffaut/Fransa)
Camdaki Kadın (F.Truffaut/Fransa)
13 Tzemati (G.Babluani/Fransa)
Berberin Kocası (P.Leconte/Fransa)
Ölesiye (L.Malle/Fransa)
Gainsbourg (J.Sfar/Fransa)
Genç ve Güzel (F.Ozon/Fransa)
Özel Bir Gün (E.Scola/İtalya)
Postacı (M.Radford/İtalya)
Esrarengiz Kadın (G.Tornatore/İtalya)
Oğul Odası (N.Moretti/İtalya)
Finzi-Contini’lerin Bahçesi (V.DeSica/İtalya)
İçinde Yaşadığım Deri (P.Almodovar/İspanya)
Dönüş (P.Almodovar/İspanya)
Seks ve Lucia (J.Medem/İspanya)
Control (A.Corbijn/İngiltere)
Açlık (S.McQueen/İngiltere)
Meleklerin Payı (K.Loach/İngiltere)
Zamana Güzellik Kat (S.Ellis/İngiltere)
Anadan Doğma (P.Cattaneo/İngiltere)
24 Hour Party People (M.Winterbottom/İngiltere)
Sıçan Avcısı (L.Ramsay/İngiltere)
Seninle Yaşıyorum (K.Macdonald/İngiltere)
Gişe Memuru (T.Karaçelik)
Derman (Ş.Gören)
Gece Yolculuğu (Ö.Kavur)
Serçelerin Şarkısı (M.Majidi)
Baran (M.Majidi)
Bab’aziz (N.Khemir)
Kokuhaku (T.Nakashima)
Sakasama No Patema (Y.Yoshiura)
Dört Mevsim (Kim Ki Duk)
Yay (Kim Ki Duk)
Kitap Hırsızı (B.Percival)
Kimsem Yok (K.A.Anderson)
Fanny and Alexander (I.Bergman)
Bisikletli Çocuk (Dardenne Kardeşler)
Rosetta (Dardenne Kardeşler)
Çocuk (Dardenne Kardeşler)
Lorna’nın Sessizliği (Dardenne Kardeşler)
Sefertası (R.Batra)
Barfi (A.Basu)
Tekrar (J.Trier/Norveç)
Ak Kedi Kara Kedi (E.Kusturica/Yugoslavya)
Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca (L.Scherfig/Danimarka)
Ölü İkizler (D.Cronenberg/Kanada)
Eşarbına Sahip Çık Tatyana ( A.Kaurismaki/Finlandiya)
Tomurcuk (N.Ekvtimishvili/Gürcistan)
Şeker Portakalı (M.Bernstein/Brezilya)
İnce Buz Kara Kömür (Y.Diao/Çin)
Sadece Aşıklar Hayatta Kalır (J.Jarmusch)
Büyük Budapeşte Oteli (W.Anderson)
Curfew (S.Christiensen)
Hotel Chevalier (W.Anderson)
Zelig (W.Allen)
Küçük Dev Adam (A.Penn)
Veronikin Çifte Yaşamı-K.Kieslowski (Polonya)
Düşler Diyarı-B.Zeitlin (A.B.D.)
Elveda İlk Aşk-M.Hansen-Love (Fransa)
Kaplumbağalar da Uçar-B.Ghobadi (İran)
Gelecek Uzun Sürer-Ö.Alper (Türkiye)
Moonrise Kingdom-W.Anderson (A.B.D.)
Yaşamın Ritmi-Simonnson ve Nilsson (İsveç)
Gadjo Dilo-T.Gatliff (Romanya)
 Sarhoş Atlar Zamanı-B.Ghobadi (İran) 
Mutluluk-D.Dörrie (Almanya)
Kauwboy-B.Koole (Hollanda) 
Beni Asla Terketme-M.Romanek (İngiltere)
Çömez-Acemi Şansı-J.Fine (A.B.D.)
Gözetleme Kulesi-P.Esmer (Türkiye)
Melancholia-L.V.Trier (Danimarka)
Marilyn'le Bir Hafta-S.Curtis (İngiltere)
Paris'te Gece Yarısı-W.Allen (A.B.D.)
Peki Şimdi Nereye Gidiyoruz?-N.Labaki (Lübnan)
Pi'nin Yaşamı-A.Lee (Tayvan)
Sen Dünyaya Gelmeden-S.Castellito (İtalya)
Aklımı Oynatacağım-P.Almodovar (İspanya)
Aramızda Bebek Var-R.Bezançon (Fransa)
Başka Bir Hayat (Evde)-F.Ozon (Fransa)
Geceyarısından Önce-R.Linklater (A.B.D.)
Geçmiş-A.Farhadi (Fransa)
Pas ve Kemik-J.Audiard (Fransa)
Starlet-S.Baker (A.B.D.)
Babam İçin-E.Perry (İngiltere)
Bir Gün-L.Scherfig (A.B.D.)
Biutiful-A.G.Inarritu (Meksika)
Çok Gürültülü ve Çok Yakın-S.Daldry (A.B.D.)
Duyguların Rengi-T.Taylor (A.B.D.)
Gözlerindeki Sır-J.J.Campanella (Arjantin)
Kadınlar-M.Szumowska (Fransa)
Gergedan Mevsimi-B.Ghobadi (Irak)
Ateşle Oynayan Kız-D.Alfredson (İsveç)
Aşk Tesadüfleri Sever-Ö.F.Sorak
İncir Reçeli-A.Ağırlar
Barbie in "A Christmas Carol"-W.Lau (A.B.D.)
Buz Devri serisi
Çizmeli Kedi-C.Miller (A.B.D.)
Güzel ve Çirkin-K.Wise (A.B.D.)
Neşeli Ayaklar serisi
Bellamy-C.Chabrol (Fransa)
Çığlık serisi (A.B.D.)
Dehşet Kapanı-D.Goddard (A.B.D.)
Hanna-J.Wright (A.B.D.)
Kevin Hakkında Konuşmalıyız-L.Ramsay (İngiltere)
Köstebek-T.Alfredson (Fransa)
Seni Seviyorum New York (A.B.D.)
Ölümsüz-R.Berry (Fransa)
Pamuk Prenses ve Avcı-R.Sanders (A.B.D.)
Pamuk Prensesin Maceraları-T.Singh (A.B.D.)
Paranoya-S.Durkin (A.B.D.)
Serseriler-P.Mullan (İngiltere)
Utanç-S.McQueen (İngiltere)
Yeni Yıl Şarkısı-R.Zemeckis (A.B.D.)
Katil Joe-W.Friedkin (A.B.D.)
Şahane Misafir-F.Özpetek (İtalya)
Cazcı Kardeşler, 1980

16 Mart 2018 Cuma

Gelin



Julie Garwood

Epsilon Yayınları

Gelin, bir historical romance yani bir tarihi aşk romanı. Yazarın ünlü romanlarından biri.

Yaklaşık olarak bin yıl önce. İskoçya ve İngiltere. İki ülkenin arası iyi değil. Ancak, krallar arasında akrabalık da var. Baronlar, Lordlar, kılıçlar, savaşlar, oymaklar, beylikler zamanı. İskoçlar da İngilizler de birbirlerini aşağı görüyor.

Bir İngiliz baronunun krala borçları var. Bu borçlar karşılığında dört kızından ikisini İskoç soylularıyla evlendirmek zorunda. İskoçlar, Highlander, yani yüksek tepelerin insanları. İki İskoç, Alec ve Daniel, İngiltereye, baronun evine gelirler. Bir gün içinde kızlardan ikisi ile evlenirler. Bunlardan birisi, en küçükleri Jamie, diğeri de Mary.

Alec, Jamie’yi seçer, Daniel de Mary’yi. İkisi de güzeldir ama menekşe gözlü Jamie daha güzel. Jamie aynı zamanda babasının en büyük yardımcısıdır, elinden her şey gelir. Mary ise daha güçsüz ve mızmızdır.

Alec ve Daniel, savaşçıdır, güçlü, iri, otoriter. İkisinin de toprakları vardır. Daniel ile Mary çok iyi anlaşamaz. Alec ile Jamie de. Çünkü, Jamie de güçlü bir karakterdir.

Bu dörtlü, romanın başlarında İskoçya’ya hareket ederler. Alec, sert ve soğuktur, Jamie de ona boyun eğmez. Mary ise Jamie’nin koruması altındadır.

Roman boyunca yolculuk yaparlar ve İskoç topraklarına gelirler. Yol boyunca da anlaşamazlar, varınca da. Çünkü, iki farklı ülkenin gelenekleri vardır.

Tarihsel dekor önünde bir aşk öyküsü. Daniel ile Mary’den çok Alec ile Jamie’nin öyküsü. İkisi de bir aşk öyküsü için çok uygun iki karakter. İkisi de kusursuz.

Sürükleyici ve aynı zamanda komik de roman. Garwood, bu romanında bu ikilinin ilişkisini pek mutlu edecek şekilde anlatmış. Aslında bu roman, günümüzde de geçebilirdi. Sert, soğuk, otoriter bir iş adamı ile saf, masum, güzel ama çok becerikli bir kız, bu kız da başka bir şirketin çalışanı olabilirdi.

Tarihsel aşk sevenler için lezzetli. Rüya gibi romanslardan. Elbette edebiyat değil, popüler tarzda. Jamie ile Alec, ikisi de romanda eşit ölçüde yer almış.

Not:3/4

14 Mart 2018 Çarşamba

Kardeşimi Doğurdum



Büşra Sanay

Doğan Kitap

Gazeteci, televizyoncu Büşra Sanay, ülkemizdeki ensest gerçeğini inceleyen, anlatan bir kitap yazdı.

Kitap, görüşmelerle ortaya çıkmış. Yazar, ensest mağdurları ile görüşüyor. Onlar da başka mağdurlar ortaya çıkmasın diye konuşuyorlar. Ayrıca, cezaevleri görevlileri ile, cezaevi psikologları ile de konuşuyorlar. Cezaevlerindeki ensest suçluları ise konuşmuyorlar.

Ensest suçluları ise babalar, ağabeyler, dedeler, amcalar, dayılar genelde. Çoğunlukla kapalı toplumlarda, kalabalık ailelerde ortaya çıkıyor, cahil ve yoksullarda daha çok ortaya çıkıyor ancak eğitimli kesimde de var, işadamları, öğretmenler de ensest suçlusu olabiliyorlar.

Ayrıca, bilim insanları, sosyal görevliler, akademisyenler, doktorlar, yani ilgili her kesimden insanla da görüşmeler var. Ancak, en etkileyici olanlar, mağdurlarla olan konuşmalar. Kızını, torunlarını taciz eden dedeler, bütün kızlarına sırayla tecavüz eden babalar. Anneler ise ensesti bilse de susuyorlar, eşlerini, düzenlerini kaybetmemek için.

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, bu konu ile ilgileniyor. Herkesin başvurabileceği bir dernek bu. Nette siteleri de var ve telefon numaraları da. Bu konunun bilinmesi, belki gelecek mağduriyetleri engellemek için önemli.

Bu ülkemiz gerçeği, bizim ülkede pek de kabul edilmeyen, konuşulmayan bir olgu.

Not:3/4

12 Mart 2018 Pazartesi

Müzik Seçkisi 5



Oğuzhan Koç-Beni İyi Sanıyorlar
Feride Hilal Akın/Hakan Tunçbilek-Gizli Aşk
Marshmello/Anne Marie-Friends
Nova Miller-Turn Up the Fire
Mauwe-Gold
Ahraz-Ayletme Beni
Öykü Gürman-Canevi
Ece Mumay-Giden mi Kalan mı Ölür?
Candan Erçetin-Bensiz
Yüzyüzeyken Konuşuruz-Ne Farkeder
Abba-Mamma Mia
Göksel-Yalnız Kuş
Sam Smith-Pray
Deeperise-Geçmiş Değişmez
Hadise-Sıfır Tolerans (akustik)
İlyas Yalçıntaş-Yağmur
NF-Let You Down
Kate Linn-All Night
Jehan Barbur-Kendine Zaman Ver
Ceylan Ertem-Uçurtma

11 Mart 2018 Pazar

Sıradaki Sensin




Sıradaki Sensin

John Katzenbach

Koridor Yayıncılık

Katzenbach’dan daha önce Psiko Analist, Şizofren, Profesör adlı psikolojik gerilimleri okumuştuk. Psikolojik yönden sağlığı bozuk insanları genelde seri katil olarak seçiyor.

Sıradaki Sensin de yine iyi bir gerilim. Bu kez seri katil oldukça sıra dışı. Romanın sonu da genelde okuduğumuz, bildiğimiz gerilim sonlarından oldukça farklı. Beklenmedik bir şekilde bitiyor. Hatta sonu okura kalıyor.

Malcolm, bir gazeteci, çoğunlukla cinayet haberlerinin peşinde koşuyor ve polisle ortak çalışıyor. Şehirde cinayetler başlıyor ve ipucu da hiç yok. Katil ise bir süre sonra gazeteciyi aramaya başlıyor ve telefonda onunla sohbet ediyor.

Telefonda işleyeceği cinayetleri önceden haber veriyor. Buna rağmen, gazeteci ve polise hiçbir ipucu sunmuyor. Çok zeki bir katille karşı karşıya kaldığımız için roman büyük bir heyecanla devam ediyor.

Gerilim sevenler için ideal.

Not:3/4

10 Mart 2018 Cumartesi

Namuslu Kokotlar



Namuslu Kokotlar

Hüseyin Rahmi Gürpınar

Atlas Kitabevi

Hüseyin Rahmi klasik yazarlarımızdan. En büyük özelliği romanlarında mizah olması. İstanbul yaşamını anlatıyor. Her türlü kesimden insanı.

Zenginleri, yoksulları, aydınları, cahilleri, eğitimlileri, eğitimsiz halkı engin bir gözlem gücüyle içine gülmece de katarak önümüze seriyor. Ayrıca, eski İstanbul yaşantılarını ve semtleri anlatması da ilgi çekiyor.

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Kaynanam Nasıl Kudurdu, Gulyabani gibi ünlü romanları da var. Daha önce de Cadı,  Gönül Bir Yeldeğirmenidir gibi eğlenceli romanlarını da okumuştuk. Gönül Bir Yeldeğirmenidir’de aydınları ve cahilleri anlatmış ve eşlerin birbirlerini aldatmalarını işlemişti. Cadı’da ise dul bir kadının hayatı çevresinde hurafeleri anlatmıştı.

Namuslu Kokotlar’da ise yine hali vakti yerinde insanların hayatlarını anlatıyor. Bu kez, yaşlı erkeklerle evlenen genç kızlar, konu. Bu yaşlı erkekler genç kızlarla evleniyorlar ancak eşlerinin aşk hayatına pek karışamıyorlar. Bu genç gelinler, genç erkeklerle aşk ilişkileri yaşıyorlar. Bu aşk trafiği karışınca ortalık da karışıyor.

Yaşlı erkeklerin, genç gelinlerin ve onların sevgililerin hayatları, kıskançlıklar nedeniyle kararıyor. Yazar o dönemin aşk ilişkilerini gerçekçi ve komik bir dille ortaya koyuyor. Arada bir kendi felsefik düşüncelerini de ekliyor.

Hoş bir okuma.

Not:3/4

Seçme Filmler 3



Bulunduğumuz Yol, 1973
Sing Street, 2016, İrlanda
Nelly ve Mösyo Arnaud, 1995, Fransa
Kırmızı Balon, 1956, Fransa
Koy, 2009, A.B.D.
Kara Balık, 2013, A.B.D.
Denizaltı, 2010, İngiltere
Kartal Avcısı, 2016, İngiltere
HüzünH
Three Stooges, 1959-1965, A.B.D.
Bazıları Sıcak Sever, 1959, A.B.D.
Kuyu, 1968, Türkiye
Kitara’ya Yolculuk, 1984, Yunanistan
Bir Yılbaşı Hikayesi, 1983, A.B.D.
Yılbaşı Tatili, 1989, A.B.D.
Silkwood, 1983, A.B.D.
Niagara, 1953, A.B.D.
Sanık, Lucia De B, 2014, Hollanda
Tanık, 1985, A.B.D.
Bir Kadın Bir Erkek…Ve, 2002, Fransa
Yaz Bekarı, 1955, A.B.D.
Ben Kübayım, 1964, Küba
Adanın Büyüsü, 2012, A.B.D.
Yabani Sazlar, 1994, Fransa
Kanunun Kuvveti, 2014, Fransa
İçimdeki Ateş, 1963, Fransa
Suspiria, 1977, İtalya
Kelebeklerin Dili, 1999, İspanya
Öp Beni Öldüresiye, 1955, A.B.D.
Korkunç Koleksiyoncu, 1965, İngiltere
Puslu Manzaralar, 1988, Yunanistan
Piknik, 1955, A.B.D.
Matilda, 1996, A.B.D.
Gelecek Günler, 2016, Fransa
Yaşamak İçin, 1967, Fransa
Mado, 1976, Fransa
Fargo, 1996, A.B.D.
Love, Rosie, 2014, Almanya
Neva, 2013, Türkiye
Elly Hakkında, 2009, İran
Hayatımdaki Erkekler, 2001, A.B.D.
Tedavi, 2014, Belçika
Dünyanın Bütün Sabahları, 1991
Meleklerin Düş Yaşamı, 1998
Blow Up, 1966
Brubaker, 1980
İki Erkek Bir Kadın,1989
Köprüüstü Aşıkları, 1991
Üç Renk:Mavi, 1993
Derinlik Sarhoşluğu, 1988
Özel Bir Kadın, 1990
Dört Nikah Bir Cenaze, 1994
Harry ile Sally Tanışınca, 1989
Dokuzbuçuk Hafta, 1986
Yaşıyorlar, 1988
Ay, 1979
Paris Texas, 1984
Başkanın Bütün Adamları, 1976
Baraka, 1992
Akbabanın Üç Günü, 1975
Alice Artık Burada Oturmuyor, 1974
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği, 1988
Carla’nın Şarkısı, 1996
Fitzcarraldo, 1982
Olimpo Garajı, 1999
Ölümcül Oyunlar, 1997
La Pianiste, 2001
Germinal, 1993
Hayat Treni, 1988
Lumumba, 2000
Kızıl Darı Tarlaları, 1987
Eve Dönüş Yolu, 1999
Bir Fazlası Değil, 1999
Mandalinalar, 2013
Neredesin Süperman?, 2012
Troçki Suikasti, 1972
Venedikte Ölüm, 1971
Köprüdeki Kız, 1999
İlkbahar Hikayesi, 1990
Tarafsız Bölge, 2011
Kaos, 1984
Güzel Gürültücü, 1991
Hırsız, 1997
Çingeneler Zamanı, 1988
Ölüm Tarlaları, 1984
Brooklyn’e Son Çıkış, 1989
Sevgili Öğretmenim, 1967
Teslimiyet, 1998
İrlandalı Kız, 1970
Salvador, 1986
Tommy, 1975
Jesus Christ Superstar, 1973
Celladın Türküsü, 1982
Aile Bağları, 1997
Frances, 1982
Country, 1984
Far North, 1988
Çelik Manolyalar, 1989
Kızarmış Yeşil Domatesler, 1991
Yabancı, 1967
İki Sevgili, 1969

8 Mart 2018 Perşembe

Bashar Momin




Bashar Momin, yaklaşık dört yıllık bir Pakistan dram dizisi.  Biraz Türk dizilerini de andırıyor. Pakistan’da zaten Türk dizileri ünlü.

Bir çeşit Güzel ve Çirkin öyküsü. Güzel Rudaba. Güzel ve masum, çok saf, iyiniyetli. Teslimiyetçi. Herhalde Pakistan kültüründe olan bir durum bu. Kadınlar, erkekler ne istiyorsa yapıyor, yani babaları ve ağabeyleri ne isterse. Evlen dedikleri kişilerle evleniyorlar.

Rudaba da öyle. Her istenene baş eğiyor. Çirkin olan ise Bashar. Sert bir işadamı. Sinirli, kaba. Biraz yasa dışı işler de yapıyor gözüküyor. Bir klasik olarak bu sertliğin altında geçmişin yaraları, acıları var. Sevmemek istiyor.

Böyle bir olgu var genelde dizilerde. Sanki insanların görevi bu, yaralı ve sertleşmiş insanları yumuşatmak sevgiyle. Sert erkekleri yumuşatmak. Ayrıca, bir de tersi de var. Yaralı, sevemeyen kadınları seven erkekler de var. Yaralı, uzak, soğuk duran. Erkeğin hemen kaçması gereken bir kadın bu tür, ama işte tersi oluyor. Yara sarmak isteyen şövalye erkek. Bu durumda insanların sorunlu sevgileri sevdiğini söylemek gerekiyor yani.

Rudaba ile Bushar ve aile entrikaları. Kardeşler, kıskançlık, hırs, eski nişanlılar. Rudaba, babasının seçtiği bir erkek olan Buland’la evlenmek durumundadır. Buland, Amerika’da Dünya Bankası’nda çalışmaktadır. Rudaba’nın ve Buland’ın babaları ölür. Rudaba, akrabalarının evine yerleşir. Bushar abisinin eşinin abisidir. Nişanı devam eder.

Bushar ve onun diğer kardeşi Tayyaba çeşitli oyunlarla Rudaba ile Buland’ı ayırır. Rudaba çaresizdir. Bushar ise hoyratça istediğini yapmaya alışıktır.

İkisinin ilişkileri ve aile çevresi ilişkileri, dizinin ana konusu. Rudaba, masum çaresiz ama sabırlı, güçlü kadın rolüyle dizinin gözdesi. Bushar da kötü adam olarak iyi. Rudaba, Bushar’ı ehlileştirebilecek midir?

Dram sevenler için Pakistan rüzgarı. Ülkenin en tanınmış dizilerinden.

7 Mart 2018 Çarşamba

Zweig ve Burroughs



Olağanüstü Bir Gece

Stefan Zweig

İş Bankası Yayınları

Zweig, son yıllarda bizde çok sevilen ve okunan bir yazar. Almanca dilinde yazan yazarın adının okunuşu da Z yerine T ve S birlikte okunuyor. Tsıvayg gibi.

Çok sayıda kitabı var yazarın. Uzun öykü veya kısa roman diyebileceğimiz novella tarzındaki eserleri iyi tanınıyor. Ancak Amok Koşucusu ve Satranç adlı kitapları daha ünlü.

Bu kısa yapıtında, rahat bir yaşam süren bir adam var. Kendisi seçkin bir burjuva, çalışmak zorunda da değil. Hayatın zevkini çıkartıyor. Bir süre sonra ise bu hayattan bıkıyor. Hayata karşı iyice duyarsızlaşıyor.

Hissiz bir şekilde yaşarken, bir geceyi sokaklarda geçiriyor. Eski eğlence hayatı ve o dünyanın insanlarından uzakta kendine macera arıyor. Sıradan halk ve yoksullar arasında dolaşıyor. Bu gece başına ilginç olaylar geliyor.

O gece yaşadığı olaylar tekrar hayata dönmesine yol açıyor. Kitap, sonuçta, hayata kayıtsız kalmanın insanı çürüttüğünü anlatıyor. Yaşamı duyumsamak için hepimiz bir şeyler yaşamak, yapmak durumundayız.

Rahat okunan, hafif ama düşündürücü.

Not:3/4







Benim Eğitimim

William S. Burroughs

Sel Yayıncılık

Beat kuşağının en ünlü yazarı ve bütün kitapları tuhaf bir dünyayı anlatıyor. Bu romanında ise rüyalarını yazmış. Rüyaları elbette çok değişik ve olağandışı. Öldüğünü görüyor ve öbür dünyadaki tanıdıklarıyla bir araya geliyor, konuşuyor. Birçok macera yaşıyor.

Yazarın en ünlü kitabı, Çıplak Şölen. Bu romanında, gerçekte de olan karısını yanlışlıkla öldürdüğünü anlatan yazarın, yine uyuşturucu altındaki hayatını okuyoruz.

Kitaplarını da genelde yollarda kısa notlar halinde yazan Burroughs, Benim Eğitimim’de her zamanki gibi farklı bir dünyada yazıyor sanki. Kendisi ayrıca, kendine ait bir yazma tekniğinin de mucidi. Dergilerden, gazetelerden, broşürlerden harfleri kesip bunları rastgele birleştirerek roman yazıyor. Bunun için de elbette yazarın zeki olması gerekiyor. Ki kendisi oldukça iyi eğitimli.

Not:3/4

6 Mart 2018 Salı

Çocuktum



Özlem seline tutulmak, farkında olmadan yürümek demekti sokaklarda. 

Çok şey değişmişti  yürüdüğü yollarda, belki de öyle zannediyordu. Yeni binaların inşaatı kurulmuştu, başkalarının bıraktığı izler ve bir sürü anıların üzerine. 

Bunun dışında  her şey aynı sayılabilecek derecede. Hala çingene sokakları kokardı orası ve aynı zamanda  hala şehrin göbeği sayılmaya devam ediyordu.

Bin çeşit insan vardı yine yollarda, biri gider diğerinin yerini başkası alırdı. Yürümeye devam etti, gelip geçti arnavut kaldırımlarından, önünden geçen insanlar maziden gelen bir ses gibiydiler, o yıllardaki silüetlerin  sesine şaşırtıcı şekilde benziyorlardı. Hayatta her şeyin  birbirine benzemesi, insanlara geçmişlerini unutturmamak  için bir ikazdı  sanki.

Hiç sözünü dinlemediği dedesinin, ilk kemoterapiden dönüşünü bu yolda beklemişti, yıllar evvel onu kısa bir süre sonra kaybedeceğini hissetmişçesine sarılmıştı, tutunmuştu beyaz gömleğinden, başını göğsüne yaslayıp, ilk defa anlamıştı o gün aslında, hayatta en çok atıştığımız insanların, en sevdiklerimiz olduğunu.

Dedesi  hayatını yitirdiğinde en son ona  burada veda etmişti, çünkü o sınırdan daha fazla yaklaşmasına kimse izin vermemişti, kızmalı mıydı? Yoksa onu düşündükleri için teşekkür mü etmeliydi. Hiçbiri.

İlk burada dizlerini yaralayıp, çocukluk aşkına burada rastlayıp, ilk burada gülüp, bastığı o topraklar üzerinde ağlamıştı. İlk gidişlere burada şahit olmuştu, arkadaşlarının taşınmasıyla birlikte, çocukluğu da kendisine arkasından el sallamıştı, gitmiştiler.

Yine de en azından onun yaşamış olduğu, hatırlamaya değer bir çocukluğu vardı.

(kurgu)

5 Mart 2018 Pazartesi

Bir Aile Hikayesi



Babannem  babamı sevmedi, bayramlarda bile ağlatır babamı, ben gittiğimde de amcam ve çocukları daha mühim olur onun için. Babamlar 17 yaşında iken evlenmişler, 18’lerinde de resmi olarak. Çok gençmişler, babam hem okuyup hem çalışmış küçükken de babasıyla çalışırmış.

5 yaşımda kamyon sürmek isterdim diyor babam, çok aceleciymiş ama öyle hafif de bir çocuk değilmiş, daha topluymuş, amcam ise zayıf ve güçsüzmüş, okulu zor geçermiş. Sadece okuluna adarmış kendini, babaannem de hep ona daha düşkünmüş, dedem ise babama.

Amcam evlenmiş okulu bitince, babam da hemen ardından. Babam daha çok çalışabilmek için okulu bırakmış, en büyük hayali müzik hocası olmakmış, babannem okulu bırakma diye destek çıkmamış.

Babannem amcama ev yapabilmeleri için babamı çalıştırmış, sonra annem seçim yapmak zorunda bırakmış babamı. Filmlerdeki gibi, ya ben ya ailen demiş onlar da babamı evden ayırmışlar, duvar örmüşler, tek bir oda bırakmışlar bizimkilere, eşyalarını filan bile alamamış annemler.

Oniki yıl bir odada yaşadık o yüzden ben anneannemde büyüdüm daha fazla yer yoktu. Babam amcasının yanında çalışır ek iş de yaparmış. Ekmek almak için kanepelerin arkalarına bakardık bir kaç kuruş bulalım diye, der annem.

Elaleme rezil olmayalım diye düğün yaptırmışlar babama, sonra da borcunu ona yığmışlar. 17 yaşında işte kanmış. Ben onlar 21 yaşındalar iken doğmuşum, kendi rızkınla doğdun diyorlar, borçlar ödenmiş hatta üstüne araba almış bizimkiler, o eski arabayla ilk tatillerini yapmışlar.

Babannem bir barışıp bir küstü, hep babam bayramları gittiğinde polis çağırıyor, eve ziyaretlerine gittik, sonunda ev yaptılar, hayırlı olsuna gittik, gene polis çıktı karşımıza. Babam gitmem artık diyor, annem zorla götürüyor, senin hakkın senin diyor, ama o senin annen diye.

Dedem babannemin baskısı altındaydı hep. Sonra hastalandı, amcamların evine bir dedemin hastalık döneminde gidebildim. Pişmandı. Sonra babam kredi çekti, apartman satın aldık daire yani, onun kredisi ödeniyor hala ama eski odamız hala duruyor, amcam onu da istedi.

Vermeyince kızdı küstü, babannem de öyle. Babam o aileden hiç birşey istemedi, babasıyla barışık olarak vefat etti, ya bir de o o da benim çocuğumun çocukluğu diyor inat değil. Ama onlar selam verdiğimiz yerde yol değiştiriyorlar, yabancı gibiler.

Film gibi valla.

(tümüyle kurgu bir hikayedir)

4 Mart 2018 Pazar

Behind Your Smile



Behind Your Smile, Kore dizisi I Am Not A Robot (Bir Robot Değilim) ve Çin dizisi 15 Years of Waiting For Migratory Birds (Göçmen Kuşları Onbeş Yıl Bekleyiş) gibi bir romantik dram. Bir Tayvan dizisi.

Dizinin müzikleri ve tema şarkısı da diziye uygun olarak romantik. Dizi devam ederken araya bazen şarkılar giriyor ve dizideki durumlara atmosfer katıyor.

Dizide başrolde saf ve masum bir kız var ve gerçekten de fazlasıyla masum ve iyi kalpli. Dizideki birçok karakter ona karşı kötü davransa da o hiçbir zaman naifliğinden vazgeçmiyor. Doğal bir saf o. Herkes sonunda onun iyiliğine hayran oluyor, etkileniyor.

Başroldeki erkek ise uzak ve soğuk bir iş adamı. Saf kız, onun yanında çalışıyor ve ev arkadaşı ile onun evinde kirada oturuyor. Oğlanın sert ve soğuk olmasının nedeni, geçmişteki çocukluk anıları. Aile acılarından gelen oğlan, iş yaşamında da zorluklarla karşılaşıyor ve bu zorlukların nedeni de saf kızın annesi.

Oğlan, kızın annesinden intikam almak için saf kızla ilgileniyor. Onu kendine yakın tutuyor ve izletiyor da.

Başroldeki bu ikilinin ilişkisi çok tatlı. Aralarındaki kimya da çok hoş. Dizide birçok iyi kötü olay olsa, dramlar gerçekleşse de asıl olarak bu ikilinin ilişkisi izleniyor.

Romantizm sevenler için. Dizi bizde pek tanınan, izlenen bir dizi olmamış, yeni olsa da. Ancak, mutlulukla izleniyor. Romantik ilişkiler, iniş çıkışlar her zaman izleniyor. Bir de o kadar drama rağmen masum bir dizi olması da güzel.

Behind Your Smile, senin gülümsemenin ardında olan, demek. Gülümsemenin arkasında neler yatıyor, bunu demek istiyor.

3 Mart 2018 Cumartesi

Kurtlara Söyle Eve Döndüm



Kurtlara Söyle Eve Döndüm

Carol Rifka Brunt

Martı Yayınları

Kurtlara Söyle Eve Döndüm, ilk romanını yazan yazardan bir edebiyat harikası.

İnsancıl, incelikli, duyarlı, duygulu, hüzünlü bir sevgi öyküsü. Hayret verici bir insan ve yaşam duyarlılığı var romanın. Öylesine ince işlenmiş ki.

İki kızkardeş. Greta ve June. Greta onaltı, June ondört yaşında. Greta, güzel bir kız ve müziğe, tiyatroya yetenekli. Kardeşine oranla daha sosyal ve dışadönük gibi. June ise hassas, içedönük ve hayalci. Ortaçağa meraklı ve boş zamanlarında ormana gidip tek başına Ortaçağ oyunları oynuyor, kendisine büyük gelen çizmeleri ile.

Anne babaları ile yaşıyorlar. İkisi de muhasebeci. Anne, sanata yetenekli olduğu halde çeşitli ailevi nedenlerden dolayı sanat merakı içinde kalmış. Babaları ise sıradan bir insan ama iyi bir baba.

Greta ve June birbirini çok seven ve yakın iki kardeş olarak büyüseler de şimdi geldikleri yaşlarda birbirlerinden biraz uzaklaşmışlar. Greta, kardeşine soğuk davranıyor, alay ediyor.

Uzak kalmalarının nedeni ise, dayıları Finn. Finn bir sanatçı ve June ile araları çok iyi. June, dayısını çok sevdiği için onunla zaman geçirmeyi seviyor. Ancak, Finn hasta ve ölmek üzere. Ölmeden önce Greta ve June’un resimlerini yapıyor, her Pazar dayının evine gidiyorlar, June, Greta ve anneleri.

Ve Finn ölüyor. June buna çok üzülüyor. Finn dayısı ile anılarını yaşatmak istiyor. Bunun için ailesinden gizli olarak dayısı Finn’in geçmiş yaşamını inceliyor. Ne olursa olsun onunla ilişkisini sürdürmek istiyor.

Buraya kadar olan kısım, romanın sadece başları. June, çok sevdiği Finn dayısının anısını nasıl yaşatacaktır acaba? Bu sevgi ona neler yaptıracaktır? Ve Greta ile ilişkisi ile ölmüş dayısı ile ilişkisi nasıl birlikte yürüyebilecektir?

İnsan sevgisi üzerine nefes kesici bir roman. Sevginin nasıl her şeyin üstüne çıktığını anlatan. Dünyada her türlü sevgi var. Çeşit çeşit. Bu roman da arkadaş sevgisi, kardeş sevgisi ve insan sevgisinin anlatıldığı mükemmel bir örnek.

Mutlaka okuyun. En sevdiğiniz edebiyat eserleri, romanları arasına girecektir.

Not: 4/4

2 Mart 2018 Cuma

Müzik Seçkisi 4



Damien Rice-Back to her Man
Can Ozan-Delirmiyorsan Tebrikler
Yavuz Çetin-Oyuncak Dünya
Şebnem Ferah-Vazgeçtim Dünyadan
Nazan Öncel-Sokak Kızı
Madonna-Frozen
Soko-Why do you treat me like this?
Soko-First Love Never Die
Soko-I Thought I Was Alien (full album)
Alanis Morisette-Out is through
Avril Lavigne-Let me go
Van Morrison-Wild Night
Carla Thomas-Baby
Lin Pesto-Araba
Raula-Full Song Video
Kim Yeon Ji-In Dreams
Candan Erçetin-Kırık Kalpler Durağında
Tuncay Kemertaş-Nasıl Methedeyim Sevdiğim Seni
Panda-Desiigner
Skott-Stay Off My Mind