19 Ağustos 2017 Cumartesi

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 8


GÜLKURUSU ÖYKÜLER

Gonca Keskin

Sevgili arkadaşımızdan hayret verici bir ilk kitap. Baştan sona biraz hüzünlü bir edebiyat eseri.

Öncelikle ismi çok iyi ve nostaljik. Yazar sanki defterinin arasında sakladığı gülkurusu öykülerini sunmuş bize.

İlk bölümde kısa öyküler var. Öykülerin hemen hepsi buruk acı. Hastalıklar, acılar, ayrılıklar, deprem, aile, kadınlık sorunları gibi hemen hemen tümü günümüzün genel sosyal konuları olan bazı ortak yaşamsal kodlarımızı arkasına alan minik öyküler. Hepsi hüzünlü ama yazarın bize sunuş tarzı onları hüzünlü olmaktan çıkarıp edebi bir tada götürüyor.

Minik öyküler ancak üstünde titizlikle durulduğu belli. Edebi tat tabii ki sözcüklerden ve onların gündelik konuşma dilinden çıkıp soyut ve edebi bir anlama ulaşmasından geliyor. Hepimizin yaşadığı olayları sanki biraz şiirsel gerçekçi bir atmosferde okuyoruz.

İkinci bölümde ise yazarımız iç seslerini, kendi deyimiyle hiç seslerini bize açmış. Bu kısa yazılar daha kişisel ve yazarın sevdiği insanlara bir seslenişi, yazılı bir saygı gösterisi.

Yani kitap hem evrensel hem de kişisel. İlk bölüm edebiyat ikinci bölüm edebi günlük gibi okunabilir.

Bir ilk kitap için çıtası çok yüksek bir çalışma. Arkadaşımızı kutluyoruz. Yine yazsın.

Not:4/4


Arkadaşımız, blogunda kitabı nasıl yazdığını da anlatıyor. Gonca, çok eski blog arkadaşımız. Bir blogunda kişisel yazıyor diğer blogunda okuduğu kitapları.

18 Ağustos 2017 Cuma

FİLM SEÇKİSİ 21



KARANLIK SIRLAR

TWO SISTERS, 2003, Güney Kore

İlginç bir korku filmi. İki kızkardeş hastaneden eve gelirler, evde babaları ve üvey anneleri vardır. Kızlar ile üvey anne arasındaki ilişki nefret doludur. Ölümcül bir savaş başlar. Korku sevenler için iyi. Not:3/4

HAYATTA KAL

Eden, 2014, İspanya

Amerikan futbol takımı bir uçak kazası sonucunda bir adaya düşer ve adada yaşam mücadelesi verirler. Hırsları nedeniyle birbirleriyle de savaşmak durumundadırlar. İzlenebilir aksiyon. Not:3/4

CENNET

Eden, 2014, Fransa

Elveda Sevgilim, Gelecek Günler gibi filmlerini sevdiğimiz Mia Hansen-Love’dan bu kez bir müzik filmi. 90’lar müziğini anlatan filmde bir DJ’nin yaşamını izliyoruz. O günlerin house ve club müziği işleniyor. Not:3/4

ZOMBİ EKSPRESİ

Busanhaeng, 2016, Güney Kore

Nefis bir zombi filmi. Bir virüs nedeniyle herkes zombileşir. İnsan kalan birkaç kişi bir trene binip kaçmak isterler. Zombiler buna izin vermez. Amerikan ve İtalyan zombi filmlerinden daha eğlenceli. Not:3/4

17 Ağustos 2017 Perşembe

TAŞ KINASI



Taş kınası taştan yapılıyor. Eğlence için.

Taşın şekline bağlı. Uygun taş bulununca yapılıyor.

Taşın üstüne tükürüyoruz. Yine taşla tükürüğün üstünü yuvarlıyoruz. Rengini alana dek tükürmeye devam ediyoruz. Kına iyi tutsun diye. Yani kına, tükürük ve taştan yapılıyor.

Sonra da o taşla kınayı elimize sürüyoruz.

Yani işte, taşın üstünde tükürükle kına yapılıyor. İnsan kına olup da eline sürülünce çok şaşırıyor. Kına yapıldıktan sonra on dakika bekletilirse daha çok kalıcı oluyor.

Az beklersen üç gün sonra kayboluyor. Uzun sürmesi için biraz beklemek lazım. Eline sürüp koklayınca gerçekten de kına kokuyor.

Taşın beyaz kısmına kendi tükürüğümüzü yapıyoruz, sonra taşın üzerinde yuvarlayınca kına kendiliğinden oluyor.


16 Ağustos 2017 Çarşamba

MERYEM



Yeni yazlık dizilerden Meryem henüz üçüncü bölümde ama çok heyecanlı ilerliyor.

Kore dizisi uyarlaması olan dizide aşk var ölüm var ihanet var intikam var gizem var. Yani sürükleyici bir dizi için her şey var.

Bir genç savcı araba kazası yapar. Yanında da sevdiği kız vardır. Kazada bir kadın ölür. Savcının sevdiği kız Meryem, sevdiği erkek için bir fedakarlık yapar ve suçu üstüne alır, hapise girer.

Savcı, suçunu gizlemek için elinden geleni yapar. Ölen kadının sevdiği erkek ise Meryem’in peşindedir. Onun hayatını karartmak ister. Meryem’in aslında bir suçu yoktur ama sessiz kalmayı seçer.

Elbette, olayın arkasında başka gizemli durumlar da vardır. Olaya karışan herkes olayı çözmek veya kapatmak ister.

Dizi, sürekli olarak dramatik olaylarla ilerliyor. Çıkar çatışmaları insanlara bir dolu yanlış kararlar verdiriyor.

Kurgu heyecanlı, hiç sıkmıyor, aksine ne olacak acaba diyerek bölümlerin sonuna geliniyor.

Kalp Atışı, Ateş Böceği, Dolunay gibi yumuşak dizilerin yanında bir de sert dizi iyi geliyor.

15 Ağustos 2017 Salı

ARMUT AĞACI


İki amcam kendi işleri yanında bahçecilik yapmayı da severler.

İkisi de armut yetiştirmeye karar verdi. İki bahçe aldılar ve ağaçları diktiler.

Birinin armutları iri, sulu, güzel oldu. Diğerinin ise armutları küçücük oldu.

Küçük olan tabii ki buna kafayı taktı. Kardeşini aldatmaya karar verdi. Bir gün, büyük ve sulu armutlar alıp kendi bahçesine gitti ve küçük armutlar yerine büyükleri astı. Hepsini iğneyle, bantla dallara yapıştırdı.

Ertesi gün akşamüstü, hava kararırken kardeşini de alıp bahçesine götürdü. Kardeşi, alacakaranlıkta ağaçlara baktı ve şaştı kaldı. Nasıl becerdin diye sordu. Armutları ellemek aklına gelmemişti.

Ertesi gün gündüz gözüyle bahçeye gidince gerçeği anladı. Sonra da çok güldüler.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

PEYNİRLİ PATLICAN KIZARTMASI



Bir bostan patlıcanı bir parmak kalınlığında yuvarlaklar halinde kesilir. Kızartılırlar.

Bir tabağa kağıt havlu konur, kızarttığımız patlıcan dilimleri üstüne konur, yağı çeksin diye.

Bir kapta tulum loru, maydonoz, karabiber karıştırılır.

Ayrı bir kapta iki yumurta kırılr, iyice karıştırılır.

Her bir iki patlıcan diliminin arasına lor karışımı konur, hamburger gibi.

Sonra yumurtaya bulanır ve tekrar kızartılırlar.

En sonda istenirse üzerlerine maydonoz da serpiştirilebilir.

13 Ağustos 2017 Pazar

KİTAP İSİMLERİYLE ESPRİLER



Cicişlerden İrem Akay çokoş bir mim bulmuştu. Kitap isimleriyle soğuk espriler yapmak. Onun cevaplarını okuyun. Gerçekten de çok absürt ama öylesine komiik kii.


Sonraaa, Kağıt Salıncak'ı mimlemiştii. Kağıttan salıncak da beni mimledii. Onunkileri de okuyuun cevapları akıl ötesi komiklikte.


Ben dee bu hoş mimi yapmaya çalıştıım. Onlar kadar saçmalamaya çalıştııım. Çok da zor değildi, bu sıcakta.

Gönül Yarası (Chelsea Cain/Psikolojik gerilim romanı)

-Gönül Yarası’nı okuyorum.
-Neden ki? Gönlün mü yaralı?
-Evet yaaa bu bir estetik tıp kitabı. Gönül Yaraları nasıl iyileştirilir onu anlatıyor. Benim de gönlümde kalp şeklinde bir yara var da. Doğuştan yani. Annem beni doğurmadan önce o kadar aşıkmış ki babama. Hep aklındaymış. O yüzden doğum lekesi gibi bende de bu yara var. Bir türlü kapanmadı. Estetik cerraha gidicem işte ön araştırma yapıyorum.

İki Kişilik Rüyalar (Fatma Barbarosoğlu/Kadınlar hakkında edebi öyküler)

-Ne okuyorsun?
-İki kişilik rüyaları. Psikiyatri kitabı bu. Geceleri öyle oluyor bende. Mesela rüyamda hem kendim olarak seni görüyorum.  Hem de sen olarak kendimi görüyorum.
-Kitapla olmaz bu. Doktora gitmelisin. Şizofrensin sen.
-Dur şimdi. Bunu sen mi bana dedin ben mi sana?

Dantel Falcısı (Brunonia Barry/Edebi gerilim romanı)

-Ne yazıyor kitapta?
-Dantel falını anlatıyor. Kadının biri danteline bakıp karşıdaki kişinin gelmişini geçmişini anlatıyor.
-Of okumasana böyle entel dantel kitapları.

Körleşme (Elias Canetti/Edebi roman)

-Ne okuyorsun?
-Körleşme.
-Bana mı dedin. Kör müyüm ben hiçbir şeyi göremiyor muyum?
-Allah’ın körü. Görmüyor musun kitap okuyorum.
-Yine görmüyorsun dedin. Yahu görüyorum ben.
-Elinin körünü görüyorsun sen.
-Allam ellerim de mi kör oldu? Elim gözüm kör mü yani?
-Hayır aklın kör senin.
-Ne körlüğümü gördün nankör.
-Nankör değil bonkörüm. Aklın kör değil aslında, hiç yok senin. Yaşaman bile bir mucize.
-E seninle konuşabildiğime göre o kadar da kör sayılmam.
-Nefsimi körelttim ben o sayede sana katlanabiliyorum.
-Eh aşkın gözü kördür derler. Kader işte bu. Bir köre aşık oldun.
-Eh körle yatan şaşı kalkar. Bak o yüzden gözlerim şehla benim. Ayrıca, ben sana aşık olmadım. Sen gözümü boyadın.
-Ooo, hem körüm hem gözünü boyadım ha.
-Kitap okuyorum hadi git gözüme batıyorsun.
-Ne becerikliyim değil mi ama?
-Evet, göze diken olarak beceriklisin doğru.
-Ayy göz dikeni değilim ben sana göz dikmiştim yaa.
-Evet zaten ben de göze geldim de sana tutuldum.
-Göz tutulmasııı.
-Sendeki de akıl tutulması işte.

İkisi de gözlerini devirirler.

Bu şirin mimi isteyen herkes yapsın işteeee. 

12 Ağustos 2017 Cumartesi

YENİ BİR HAYAT



Halit Ertuğrul

Nesil Yayınları

Halit Ertuğrul hoca, çok sayıda kitabı olan ve kitapları da çok satan bir öğretmen. Kendisi bir eğitimci olduğu için kitapları da romanları da biraz ders gibi.

Çok okunan ve tutulan romanları var. Bu romanlar genelde çok sayıda kişiye rehber olan, ışık tutan kitaplar. Bu nedenle, ona mektup yazan da çok.

Bu mektupların her biri birer ibret öyküsü gibi. Kendilerinin yanlış yollarda olduğunu düşünen özellikle çok genç insanlar, Halit Ertuğrul hocanın bazı kitaplarını okuyarak, örneğin Kendini Arayan Adam, değişime uğruyorlar, kendilerinin doğru buldukları yönde hayatlarını değiştiriyorlar, hemen hemen hepsi de kendini dine veriyor.

Bu kitapta da çeşitli zamanlarda hocamıza yazılan mektuplar var. Hemen hemen tümü dramatik hayatlar bu mektuplarda yer alanlar. Örneğin, hayatı ciddiye almayan ve çok para harcayan genç kızlar. Mektupları yazanlar, hocamıza, onun kitapları yoluyla nasıl bambaşka biri olduklarını anlatıyor.

Bu kitap da diğer kitapları gibi, kolay okunan, hafif bir eser. Ancak, içerikler, yani mektuplar yoğun hepsi. Kitap, 52. baskısında. Bu da herhalde, bizlerin her zaman arayışta olduğumuzu gösteriyor.

Hocamızın kitapları, kendi içinde bir tür. Eğitici kitaplar.

Not:2/4

11 Ağustos 2017 Cuma

MÜZİK



Della Miles-Yalnızım Ben
Zamiq Hüseynov-Kaman
David Guetta-Hey Mama
Major Lazer and DJ Snake-Lean On
Punch-Stay With Me
Yalın-Kader Ne Söylüyorsa
Charlie Puth-We Don't Talk Anymore
The Piano Guys/Lindsey Stirling-Mission Impossible
2NE1-Come Back Home
G Dragon-Süperstar
Snow Patrol-Called Out in the Dark
Lemon Tree-Fools Garden
Winner-Really Really
Bee Gees-Holiday
10cc-Things We Do for Love
Maximilian Hecker-The Whereabouts of Love
Dick and Jane-Sidney York
Reamonn-Tonight
Elif Çağlar-Jamaica
Elif Çağlar-You Got Me

10 Ağustos 2017 Perşembe

BLOGLARDAN SEÇMELER 2



AYSEL EZİMOVA

Yıllardır aramızda olan ponçik arkadaşımız gittikçe daha güzel yazılar yazıyor. Müzik, dizi, kitap, film yazıyor ama asıl güzel yazıları sosyal konularda olanlar. Örneğin, son zamanlarda "Dünya Değişecek mi?" adlı nefis bir yazı yazdı.


MURAT CENK

Yeni arkadaşımız sadece tarih üzerine yazıyor. Genelde sıkıcı bulduğum bir konuda arkadaşımız ilginç, kısa, hoş ve öğretici, eğlendirici yazılar paylaşıyor. Bu da tarihi bize sevimli kılıyor. Arkadaşlığı da keyifli ayrıca.


HUZUR VE MUTLULUK

Yeni arkadaşımız çok keyifli ve renkli yazıyor. Bütün yazılarını seviyorum. Aramıza yeni katıldığı halde kendisini hepimize sevdirdi.


İSİMSİZ KULLANICI

Çok çok yeni bir arkadaşımız. Kısa ve hoş yazıyor. Onun da bütün yazılarını seviyorum. Onun da arkadaşlığı mutluluk veriyoo.


GÜLSÜM TAHMAZOĞLU

O artık eskilerden oldu, ara vermişti, yeni döndü. Aramızdaki en şekerlerden biri oldu o hep. Yazıları yorumlarıyla iyi blogculardan oo.


İREM AKAY

O da yenilerden ama yazıları ve yorumları ile hem yeni keşiflerimden oldu hem de herkesle arası iyi, ayrıca aktif ve umarım hep aramızda olur. Yazdığı toplu yazılar ise benim için seçme listeleri oldu.


SERTAÇ SAMUR

Yeni arkadaşımız oldukça derin ve duyarlı yazıyor. Düşündürücü arkadaşımız keşfedin.


AYDAKİ FANGIRL

Heey en yeni keşiflerimden ve dizi, anime, müzik, film ve genelde uzakdoğu üzerine seçtikleri. Yanii, çok sevdiklerimden oldu bilee. Artık bakıp ne izliceğimi seçeceğim bir blog daha olduuu.


BUSE SOYSAL

Hiç aksatmadan yıllardır yazıyor. Kitaplar filmler diziler müzikler. Temel başvuru kaynaklarımdan. Ayrıca, yutup videolarını keyifle izliyorum. Son yazısından önceki yazısında Kore hayalini anlatmış.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI



Ferenç Molnar

YKY Yayınları

Tüm zamanların en iyi çocuk romanlarından biri.

Budapeşte’de geçen romanda bir grup çocuk bir arsada toplanıp çeşitli oyunlar oynarlar. Aralarında rütbeler de vardır. Komutan, subaylar ve erler. Aslında bir tane er vardır. O da en küçükleri Nemeçek. En küçükleri olmasına rağmen arsayı ve arkadaşlarını en çok seven ve benimseyen de odur.

Nemeçek’in grubunun başkanı da Boka’dır. Nemeçek, Boka’ya çok bağlıdır. Bu bir grup çocuk fakir ailelerin çocuklarıdır. Okul dışında arsada zaman geçirirler. Bir gün zengin çocukların çetesi, bizimkilerin arsasını ele geçirmek ister. Ve iki çete arasında bir savaş başlar.

Romanda geçen yer adları hepsi gerçek. Yıllar sonra Budapeşte’de bu çocukların heykelleri de dikilmiş. Nemeçek, Boka ve arkadaşlarının hikayesi sevimli, hüzünlü bir arkadaşlık öyküsü.

Pal Sokağı Çocukları dünya çocuk klasikleri arasında en sevilenlerden biri. Çok da duygusal bir roman. Ancak, Küçük Prens, Peter Pan gibi klasiklerle birlikte anılabilecek ve unutulmayacak, defalarca okunacak bir başyapıt.

Not:4/4

8 Ağustos 2017 Salı

BABAANNEM


Babaannem yerli dizileri, filmleri sever, izler. Hep birlikte olduğumuz zaman, film izliyorsak, bir öpüşme sahnesi olunca ben mutfağa karpuz kesmeye gidiyorum der. Biz de alıştık, böyle bir sahne olacaksa, babaannee, karpuz zamanı deriz.

Kışları ise bu helva olur. O tür utanılası sahnelerde ben helva yapacağım der, irmik veya un helvası yapar. İyidir eli, her şeyi güzel yapar. Ama ilk evlendiğinde hiçbir şeyi beceremezmiş. Zengin bir taşra ailesindendir o. Konaklarda büyümüş. Çok odalı, çok çalışanlı.

Her şey bolmuş. Çuvallarla, küfelerle gelirmiş eve her türlü erzak. Komşular isteyince de kürek kürek verirlermiş. Sonradan dedem ile evlenince her şeyin azını öğrenmiş. Dedem Tapuda memur. Yemek yapmayı da öğrenmiş. Bir kez aşure yaptığında dedemden susam istemiş. Dedem akşam eve geldiğinde getirmiş susamı.

Babaannem nerede susam demiş. Dedem de yüz gramlık susam poşetini uzatmış. Babaannem de böyle susam mı olur deyivermiş. Bol bol görmeye alıştığından. İlk fasulye pişirdiğinde de fasulyeyi Islatmadan pişirmiş, kabarmış iyice fasulye.

Sonradan iyi aşçı oluyor tabii. Şilofta öğreniyor, şilopita, tatlı makarna. Zülfari öğreniyor. Portakal veya turunçtan yapılan reçel. Sarma gibi sarılıyor ve içine badem konuyor.

Komşularla da arası iyi olmuştur hep. Sık sık gider sohbete, kahveye. Yemek pişirirken gitmek isterse, bize, kızına, torunlarına, ben bir komşuya gidiyorum beş dakka için, siz yemeği iki saat karıştırıverin, der, gülerek.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

BLOGLARDAN SEÇMELER



ALİELLE

Geri dönen eski arkadaşlarımızdan o ve pek şeker yazar. Ayrıca da Kore meraklısıdır.

http://olaganici.blogspot.com.tr/

İREM E.

O da artık eskilerden oldu ama uzun süre yoktu, çünkü eğitim için çok meşguldü ama döndü, o da şirinlerimizden.


MİNİMAL BAKIM

Aramıza yeni katılanlardan arkadaşımız. Makyaj, bakım yazıyooo.


NAZİK TOPÇU

Aramızdaki yenilerden o da ve kitapları yazıyooo. İnşallah hep yazar.


ADEN FERDE

Kültür sanat dizi kitap film müzik yazan arkadaşımız çok yeni olmasına rağmen sevdiklerim arasına girdi bileee.


İREM ÇELİK

Dizileri, şarkıları ve okulu, dersleri, sınavları yazan arkadaşımız çok da sevimli yazıyor, yazılarını okumak keyif veriyoo.


SESSİZ GEMİ

Çook eski arkadaşlarımızdandır kendisi, çok iyi yazar, roman da yazdı zaten yayınlandı, şimdi yine kendine özgü hikaye, şiir, denemeleri ile aramıza döndüü.


SİNEMAKALE

Sinema ve filmler hakkında yazan yeni arkadaşımızın yazıları çok faydalı. Kaçırmayıın.


YAĞMUR TOZU

Hepimizin en sevdiği arkadaşlarımızdan o da ve ara vermişti ama o da döndüü ne güzel.


MERVE CANBAZ

O da eskilerden ve geri döndü. Çok sevdiklerimdendir. Blogumun headeri da ona aittir ayrıca. O da kültür sanat eğlence başladı yazmayaaa.


Çok sıcak yaaa.

5 Ağustos 2017 Cumartesi

ÇEMBER


Yeni ve yazlık dizilerden biri de Çember.

Polisiye dizi. Dört kişilik bir ekip. İki komiser ve iki komiser yardımcısı.

Bu dört kişilik ekip genelde çözülememiş veya çözülmesi zor vakaların peşine düşüyor. Her bölümde bir olay inceleniyor. Suçların hepsi de ilginç, biraz da esrarengiz.

Dizide ünlü konuk oyuncular da var, her bölümde. Kolaylıkla izlenen hafif bir dizi. Dört kişilik ekip genelde olayları düşünerek çözüyor. Suçluların peşlerine de düşüyorlar ancak aksiyon pek yok. Biraz durgun bir polisiye.

Olayların ilginçliği dizinin güçlü yanı. Dizinin eksikliği ise başroldeki dört polisin kişisel hayatları işlenmiyor. Arada onların da geçmişleri, karakterleri, özel hayatları işlense daha tatlı olurdu. Kim olduklarını pek anlayamıyoruz.

Yine de kendini izlettiren bir çekiciliği var dizinin.

4 Ağustos 2017 Cuma

MÜZİK ESİNTİSİ



Joni Mitchell-Blue
Olafur Arnalds-20:17
Imany-Don't Be So Shy
The Smiths-Asleep
AC/DC-Spoiling For A Fight
El Ten Eleven-Fanshawe Pt.2
Tarkan-Beni Çok Sev
Zeynep Bakşi Karatağ-Pullu Tepe
The Irrepressibles-In This Shirt
Righthouse Brothers-Unchained Melody
Donovan-Deep Peace
Woody Guthrie-Ship in the Sky
Luis Fonsi-Despacito (ft. Daddy Yankee)
Öykü Gürman-Seni Ben Unutmak İstemedim Ki
Majeste-Aşk Dediğin
Grup Nara-Ne Olur Gitme
Grup İmera-Emri Olur
Pera-Sensiz Ben
Tracy Chapman-Change
Seal-Love's Divine

3 Ağustos 2017 Perşembe

TOZKOPARAN



Thorvald Steen

İthaki Yayınları

Tozkoparan, iki yönde ilerleyen bir roman.

Bir yönü güncel, diğer yönü tarihsel. Norveçli bir şair, kazandığı bir burs sayesinde Orta Doğu’ya yolculuk yapar. Evli ve çocuklu şair bu yolculukta bir kadına aşık olur ve aynı zamanda bu kadın sayesinde Selahattin Eyyübi’yi de tanır.

İkinci izlekte de, Selahattin Eyyübi’nin yükselişini ve Haçlı seferlerini okuruz. Eyyübi, tarihin hayranlık duyulan komutanlarındandır. Eyyübi’nin hayatını oldukça tarafsız okuruz. Belki, bir İsveçli yazarın yazması nedeniyle tarafsız bir öykü olmuş.

Norveçli şairin hayatı günümüzde devam ederken ve şair dramatik bir hayat sürerken, Eyyübi de uzun yıllar önce aynı topraklarda dramatik bir hayat sürmektedir. Şairin yaşamı oldukça romantiktir. Eyyübi ise zekası ile zaferler kazanmaktadır.

Daha önce okuduğumuz, İskender Pala’nın Karun ve Anarşist adlı romanı da benzer bir kurguda idi. Onda da günümüz ile bir tarihsel konu aynı anda ilerliyordu, Lidya kralı Krezus ile ülkemizin yakın geçmişi birbirine bağlanmıştı. Ortak nokta da Karun hazinesi idi. Bu romanda da Eyyübi ile ilgili bir kitap var, tarihi günümüze bağlayan. Tozkoparan, daha önce yazıldığı için belki de İskender Pala bu kurgu fikrini bu romandan almış olabilir.

Tozkoparan, başarılı bir tarihsel romantik roman.

Not:3/4

2 Ağustos 2017 Çarşamba

İLK AŞK



Platonik aşklarım oldu her zaman. İmkansız aşklar. Mutlu ilişkim ya da mutlu sona ulaşan ilişkim hiç olamadı. Hep uzaktan, hep hiç gerçekleşmeyen özlemler, duygular.

İlk aşkım dayımın oğluydu. Onbeş yaşındaydım onunla tanıştığımda. O sene yazın Trabzon’a gitmiştik. İlk başlarda içine kapanık, çekimser hallerdeydi. Sonra konuşmaya başladık. Hep sataşırdı bana, bazen atışırdık.

Tam döneceğimiz günlere yakın tuhaflaştı. Duygusallaştı. Ayrılırken tuttu, kolumdan çekti, sarıldı bana herkesin içinde. Ertesi sene abisi evlendi ben yine gittim düğün bahanesiyle. Dans ettik. Beni hiç yalnız bırakmadı.

Aradan birkaç yıl geçti. Arada sırada telefonda konuşuyorduk. En son on yıl önce gittim Trabzon’a. Sonra o İstanbul’a geldi. Askere gidecekti. O gün bütün gün birlikteydik. Akşam oldu, o bana sarıldı ve ben göğsünde ağladım.

Manisa’ya gitti. Sonra İstanbul’a geldi. Her hafta sonu buluşup gezerdik. Bana İstanbul’da iş bulup burada kalacağını söylerdi. Askerliği bitti. Bir gün aradı beni. Benim gitmem lazım, annem çağırıyor, duramam burada, dedi.

Mahvolmuştum. Sesimi çıkarmadım. Gitmek isteyene gitme diyemezdim. Annemle vedalaşmaya geldi ama ben evden kaçıp sinemaya gittim. Son kez beni görmesine izin vermedim. O gitti ve o günden sonra hiç aramadı.

Geçen sene kızkardeşi öldüğünde ben aradım onu. Sonra tekrar konuştuk. Ne güzel günlerimiz vardı dedi. Yaa vardı evet ama sen naptın bıraktın gittin dedim. Ne söylesen hakkın var dedi. Birkaç kez daha konuştuk. Hep pişmanlık dolu imalı laflar.

En son teyzem öldü, aradı beni. Ben gidemedim diye bana bağırdı. Sonra aradı özür diledi. O da hiç evlenmedi. Ben de. Bizim sonumuz yok. Çünkü o annesini bırakıp gelmez buraya. İşte ilk ciddi aşkım.

1 Ağustos 2017 Salı

BÜYÜKADA



Her yaz olduğu gibi bizim bütün çekirdek aile yine adada toplandı. Yaklaşık onbeş kişi oluyoruz. İstanbul’dan, diğer şehirlerden ve yurtdışından geliyor bizimkiler.

Çocukluktan buyana babam adada yazlık kiralar, annem babam bütün yaz kalırlar, bizler de tatillerimizde gideriz. Hepimiz aynı haftalara getirmeye çalışırız ki en kalabalık olalım. Aslında şöyle bir geriye doğru gidersek hepimizin en mutlu olduğu günler bu adadaki yaz günlerimiz olmuştur. Çocukluğumuz, gençliğimiz, sorumsuzca, sorunsuzca geçti ada sokaklarında, koşturarak, gülerek, oynayarak.

Yaz gelse de adaya gitsek diye hepimiz sayıklarız. Deniz de önemli. Aşırı sıcaklarda bütün gün Değirmen’de suda olmakla kolay geçer uzun sıcak yaz günleri. Bugünlerde İstanbul’da bir iki gün aşırı yağmur olunca sıcaklık biraz düştü, biz de denize giremedik. Evde oyalandık, yemek yaptık. İskeleye gidip okey ve iskambil kağıdı aldık. Balkonda annemin dolmalarını yerken ve çay içerken oynamak için.

Değirmen dışında arada bir de yüzmek için Sedef Adasına gideriz, Sedef Kulübe. Günlük ücret veririz. Bunun yanında, adada sabahları yürümek de huzur verir. Sabahları sekizde dokuzda yürüyüşe çıkarız, İskeleye kadar yürürüz. Sabahları yürümek kolay çünkü günlük turistler daha gelmemiş olurlar ada vapurlarıyla.

Bugünlerde deniz yine kirli. Deniz analarıyla. Ama biz yine de giriyoruz, umursamıyoruz. Akşamları ya iskeleye doğru ya da Dilburnu’na doğru yürüyoruz. Gül Dondurmacısına gidiyoruz. Adaya tatile birçok çocukluk arkadaşımız, okul arkadaşımız da geliyor. Onlarla buluşup o yaşlarımıza dönmek çok hoş oluyor.