15 Haziran 2017 Perşembe

İFTARLIK


Her ailede olur iftar davetleri. Akrabalar arasında.

Biz de dün akşam dayımlarda toplandık. Anne tarafı. Dayımın da iki küçük kızı var.

Ben onlara giderken iki miniğe de eşit miktarlarda çikolata, bisküvit, dondurma götürürüm. Dün akşam da verdim. Büyüklere de almıştım. İftardan sonra herkes dondurmasını yedi.

Miniklerin küçüğü, kendi dondurmasını yemedi. Buzdolabında sakladı. Biz yerken hepimize baktı.

Biz bitirince gitti dolaptan getirdi dondurmasını ve yavaş yavaş yemeye başladı. Ama çok yavaş. O dondurmayı yarım saatte bitirdi.

Bir yandan da hepimize teker teker bakıyor ve oh ne güzelmiş diyordu.

80 yorum:

  1. Ağabeyim küçükken yapardı öyle. Herkes çikolatasını bitirince kendikini çıkarıp karşımızda yerdi. Biz de sinir olurduk. O geldi aklıma okuyunca. Çocukluk işte. Hep bir muzip yanı oluyor.:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ebemkuşağı.

      ivit tatlıymış ki abin ama :)

      Sil
  2. Hehe uyanık:) Sevgiler...

    YanıtlaSil
  3. Sanırım 2 numara 2. Çocuklar çok fena oluyor bayağı bir uyanıkmış maşallah

    YanıtlaSil
  4. gurbetteyseniz en çok böyle şeyleri özlüyorsunuz ..özlüyorum tüm ailemle iftar sofralarımızı..

    YanıtlaSil
  5. Çok sevdim şu miniklerin küçüğünü; kanım kaynadı hemencecik. Çok akıllıymış maşallah! :)

    YanıtlaSil
  6. Ailenin en miniği en uyanığı oluyor çoğu zaman :)

    YanıtlaSil
  7. Aslında çocuklar kendilerininkini hemen yiyip, üzerine de annelerininkini yerler genelde. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mufred.

      he hee o da doğruuu :)

      Sil
  8. Çocuklar ne kadar muhteşem değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kubbe i lacivert.

      hoşgeldiiiin :)

      Sil
  9. Yanıtlar
    1. film gündemi.

      ha haa yaaa eveet :)

      Sil
  10. Sizin yok ama benim var gibisindenmiş , hahahha :D

    YanıtlaSil
  11. bizimki de biz açmadan yemezdi kendisininkini, bir de kızardı hadi ne zaman yiyeceksiniz diye sen ye derdik olmaz sonra siz yiyince canım çeker derdi ille önce bize yedirirdi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. özlem kutlu.

      çook tatlı yaaa :)

      Sil
  12. ahaha bayıldım taktik süper:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sebuş.

      taktisyen değil miii :)

      Sil
  13. bak sen fırlamaya :)

    YanıtlaSil
  14. çocuk kaç yaşında bir psikolog olarak yaptığı davranış benim için önemli de ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kozmetik psikolojisi.

      üç dört yaşında :)

      Sil
  15. psişik gibi bu minik ne komik kızz öyle :D öyküde çığır aştın canım nasıl kısa bir yazı böyle. Biliyor musun az önce bir makale okuyordum gazetede; Yalçın Küçük yazmış. Zaten yazılarını anlayamadığım biridir, hem çok çok uzun hem de çok zor anlaşılır geldi bana.. Okuduğunu anlamakta zorlanmak korkunç yorucu :)
    Vee sonra sana geldim ; dedim "evren sesimi duymuş" :D bak cidden bu kadar kısa bir yazı bir bardak soğuk su gibi geldi fıstıııık :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. demirkadın demir.

      yazın yalçın küçük zor tabii :) eh evet kısa ve anlaşılır yazmak daha iyi bencesi de :) ha haaa soğuk su iyi benzetme hep öyle olayım ben yaaa :)

      Sil
  16. Çocukken hepimizin yaptığı gibi :)

    YanıtlaSil
  17. uuuuv çakaaaaaal diyesim geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. uzman amatör.

      öyle vallahi çakal :)

      Sil
  18. Var böyle minik cadılar 😄😄

    YanıtlaSil
  19. ben de en sevdiklerimi sona saklardım yemek için :)
    Bade'ye saklama ye, tadını çıkar diyorum :))) ama o da iştahsız ne yapayım :))))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bademle buduk.

      ayy iştahsız mı yazık ona yaaa :)

      Sil
  20. 😂 😂
    Nesil değişse de gelenek değişmiyor demek ki 😁

    YanıtlaSil
  21. Bak bi baaaaak bi yo, son yazımaaaa! :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. halil gönül.

      heeey holeeey tişkürleer :)

      Sil
  22. Hahaa :) fenaya bak sen. Neler geliyor aklina 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. annesinin prensesi.

      di mi di mi yaaa :)

      Sil
  23. Yazıyı okuyunca eski iftar sofaları geldi aklıma :)

    YanıtlaSil
  24. Ramazan ayında en sevdiğim şeylerden biridir iftara davetler!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. nermin pınar.

      davete gitmek nefis nefis tabikide :)

      Sil
  25. "Eskiyen ayı ne yaparlarmış?
    Kırpıp kırpıp yıldız yaparlarmış.

    Yani şimdi uzun denemeleri öncelikle, kesip kesip kısaltıp birkaç denemeye mi dönüştürsek?" diye düşünmeden edemedim :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. acemi demirci.

      hehe. kısa seviyom ben ivit ivit. ama öyle değil yani. bir yazı yazıp onu bikaç parçaya bölmek değil. şöyle işliyor. bir konu yazmak isteyince, o konuyu öyküleştirip okuyup okuyup yüksek sesle, fazlalıkları atmak, en aza indirmek. genelde, örneğin, yüzelli, ikiyüzelli, dörtyüz, beşyüz gibi sözcük sayısı sınırı koyuyorum. beşyüzü geçmesin diyorum hiçbir yazı. ve ideali de beş altı paragraf. ingilizce kompozisyon yazmayı öğretirken de aynı sınırları kullanıyorum. bu sözcük sınırları genelde zaten uluslar arası. iyi bir yazı beşyüz sözcük olmalı. öykü veya deneme ise. eğer bilimsel bişi yazıyorsak, diyelim bir grafiki anlatcaz, yüzelli veya ikiyüzelli iyi :)

      Sil
    2. :) Teşekkür Derin, kısaltmaya çalışayım ben. Benim çalışmalarım uzun. Bin sözcüğü geçmemek benim barajım :))) Düşünsene beş yüz kelime sınırım olsa bir çalışmam aslında ikiye çıkacak...

      Kısa anlatım ya da uzun, üslubun bir parçası mı acaba? Çünkü konuşkan değilim. Hatta donup kaldığım olur. Sanki hiç laf yokmuş gibi konuşmadığım olur. Yazmayla çıkarıyorum galiba acısını :))))

      Sil
    3. acemi demirci.

      anlıyorum. benim de benziyor. yazınca konuşmaya gerek kalmıyor zaten. yazmazken de konuşmazdım zaten. sen herhalde yazarken kafandaki bitinceye dek duramıyorsun :) ya bence kısa uzun önemli değil. önemli olan öncelikle mutlu olmak. uzun yazmakla mutlu oluyon sen. uzun yazmak beni geriyor. kendime kızıyorum uzun yazınca. ya diyorum sustur beynini hadi bitir yazını. insan zihni hiç durmuyor. senin tarzın şu. laf lafı açıyor gibi. duramıyorsun. bilinç akışı yöntemi bu. marcel proust'un yöntemi. bilinç akıyor. ama bu tarz uzun yazmak eski tarz aslında. internet ve televizyon öncesinde uzun yazılıyordu. o zaman bu medya yoktu. örneğin, tolstoy, dostoyevski zamanı. şimdi artık net ve tv var. insanların göz kulak ihtiyacı azaldı yani. eskiden dünya büyüktü şimdi küçük. okuycak bakcak şey çok. bombardıman var. metinlerin, nesirlerin kısalması normal yani. belki de roman türü bile kalkar bir süre sonra. kitap da yok olabilir. ayrıca, senin uzun yazılar dergi için uygun ama blog için uzun aslında. biliyor musun, insanların nette dikkat süresi 30 saniye :) emin ol blog okuru, yazıların başını sonunu ve ortasını okur. baştan sona okumaz. ama bunlar ikincil nedenler bence. sen yazılarını öncelikle kendini mutlu etmek için yazmalısın. uzun yazılar seni mutlu ediyor. o zaman sorun yok ki. uzun yazmak beni strese sokuyor. kendimden memnun olmuyorum o zaman :)

      Sil
    4. Anaa bak şimdi bir de yorumlar arasında ne enterasan ve faydalı bilgiler bulduk görüyon mu? Bence yazıla kalmayıp yorumlar da okunmalı bazen.zaten iyi yorum kendini başladığı ilk cümlede farkettiriyor uzun da olsa okuyorsun.

      Ayrıca ben de farkettim ki, blog okumak ve yazmak da kitap okumak kadar etkili olabiliyor.

      Yazmak da aynı şekilde. Tabi okunup okunmaması önemli değil bence, o yüzden yazarken ben bir matematik kurmaya çalışıyorum, becerebilirsem.

      Ha bi de, deeep, biz yazıyoz geçiyoz da bir yazının, öykünün, şiirin kopyalanmaması, çalınmaması için ne yapılmalı. Herkes bizim kadar etik değil tabii.

      Amaan çok konuştum yaa :D

      Sil
    5. yaz saklan kaç.

      hımmm blogdan yazıların kopyalanmamasının bir formülü var da ben bilmiyom ama öğrenip sölerim sana :) bense umursamıyom alınmasını yazılarımın. alan siteler oluyor da ben takmıyom hiç ama öğrencem sana. blogda bir işlem var yapınca kopyalanamıyor yani :)

      Sil
  26. Kısa öykü olmuş :)
    Güzeldi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çıplak yazar.

      basit yazı diyorum ben buna. kolay ve kısa. biz türkler lafı çok uzatıyoruz yaaa. çok uzun cümleler ve paragraflar oluyor. bence uzun cümleleri bölmeli. uzun paragrafları da bölmeli :)

      Sil
  27. Ya her akraba ortamında vardır öyle bir küçük :)

    YanıtlaSil
  28. İyimiş bunu ben de hep yapardım niyeyse...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. özgen.

      belki de hepimiz yapıyorduktuuu :)

      Sil
  29. Her evde mevcuttur bu hain yaramazlık:))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hatice yazıcı.

      di mi amaaa :)

      Sil
  30. vay kereta,işini iyi biliyomuş :)) dondurmayı yerken herkesin ağzını sulandırmış desene :))

    YanıtlaSil
  31. İtiraf etmek gerekirse bende küçükken yapardım 🤗😱😂

    YanıtlaSil
  32. Ay ne muzip bi minik o öyleee :) benim erkek kardesim kendisininkini hemen yer sonra da anneminkini alırdı ^^

    YanıtlaSil
  33. :))Afiyet olsun kuzucuğa...Hayırlı iftarlar bu arada Deep...

    YanıtlaSil
  34. küçükken o miniğin yaptığının aynısını kardeşim yapardı. Bu davranışın yanlış olduğunu ona anlatmak için iki kere dondurmasını bir kere çikolatasını yemiştim. Ve evet anladı. (okuyucu gülüyor)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yalnız ama özgür.

      ha ha gaddar ablaaaa :)

      Sil
  35. Deeeepp! Bu fotoğrafın olduğu yer bana çok tanıdık, böyle planlanmış bir yerde yıllarım geçti ve bir de çarşıda Çeşnigir Gümüş diye bir yer vardı orda çalışmıştım uzun bir süre ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. yaz saklan kaç.

      hımmm antalya heee :)

      Sil
    2. yaz saklan kaç.

      :)

      Sil