30 Haziran 2016 Perşembe

MAHALLE İFTARI


Şehir boşalmaya başladı bile. Tatile gidiyor herkes ve şehri bizim gibi şehir sevenlere bırakıyor. Şehrin en güzel zamanları bu uzun bayram tatilleri. Böyle günlerde insan şehrin tadını çıkarıyor.

Gülsine, Buğlem ve ben sık sık iftar çadırlarına gideriz iftara. Yıllardır. Bu yıl da Üsküdar’da, Taksim’de, Beşiktaş’ta, Mecidiyeköy’de, Şişli’de toplu iftarlara katıldık. Çadırda, dışarda, camide, parklarda çeşitli toplu yemeklere katıldık.

Mecidiyeköy hep çok kalabalık oluyor. Yiyecekler çabuk bitiyor. Taksim, Beşiktaş, Üsküdar, Şişli’de herkese yetiyor. Beşiktaş’ta açıkta, sahilde, Taksim’de Gezi’nin karşısında, Üsküdar’da çarşıda, Mecidiyeköy’de metrobüs durağının orda, Şişli’de Şişli Camiinde oluyor iftarlar.

Ayrıca, sokak aralarında ve parklarda da oluyor. Sokak arasında katılmıştık. Parka gittik bu kez. Parka masalar kurulmuş, muhtarlık düzenlemiş yemeği. Kalabalıktı. Menü zengindi. Önce hurma ve zeytin, sonra çorba, daha sonra tavuklu pilav ve kıymalı pide, börek, en sonda da karpuz ve tulumba tatlısı. Bol su, ayran, kola. Yemekten sonra çay.

Dualar okundu, iftardan sonra da Fatiha. Keyifli sohbetler yapıldı. Sonra da macuncu geldi. Çocuklara macun dağıttı, biz de aldık. Umre, hac sohbetleri yapıldı. Geç gelenler vardı, onlara verdik yemeklerimizden.

Gece geç saatlere dek süren sohbetler ve sahur yemekleri de var birçok yerde ve camide. Biz onlara katılmadık ama. Sonra parkın ordaki çay bahçesi gibi bir yerde kupa maçı izlemeye geçti çok kişi. Biz de Türk kahvesi içmeye geçtik.

28 Haziran 2016 Salı

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 4



EREN O.

GİRİŞ(İM) (Gelişim İçin Girişim)


ECE EVREN

Kara Pazarlar


ELİF DENİZ

İslama Kırk Hayat
Osmanlı Ahlak Kalesinin Kırk Burcu
(40'lar Kulübü)


MEHMET OSMAN ÇAĞLAR

Mavi Mısralar


UMUT ERDOĞAN

Mahzen

22 Haziran 2016 Çarşamba

KÜÇÜREK ÖYKÜ


Buket Uzuner, şiir öykünün kızkardeşi diyor. Edebiyatta çok sayıda tür olmasına rağmen genelde üç türe ayırabiliyoruz. Roman en uzunu. Genel olarak, söyleyeceklerini bitiremeyenler roman türüne daha yakın duruyor. Bir başlıyor ve sonu gelmiyor. Roman yazmayı çok konuşmaya benzetebiliriz. Roman okumayı seviyoruz o da kaptırıp gidip gündelik yaşamdan uzaklaşmak için.

İkinci tür ise öykü. Söylemek istediğini daha kısa yoldan söylemek isteyenler için. Öyküler birleşip roman olmuyor mu zaten. Öykü, daha konsantre. Kimine göre yazmak daha zor kimine göre daha kolay. İnsanlar genelde roman sever. Öyküde hayattan uzaklaşmak zor çünkü. Bir de şiir var tabii. Söylemek istediklerini daha kısa ama yoğun söylemek isteyenler şiir yazar. Şiir ile öykü kızkardeş evet. Şiir gibi öykü ya da öykü gibi şiir yazanlar da var.

Şiir yazmak roman yazmaktan daha zor elbette. Günümüzde, daha kısa okumalara gidiyoruz. 200 yıl önce iki bin sayfalık Durgun Don-Şolohov yazılabilirdi. Mükemmel ama uzun. Şimdi bizler tv net yotube filan varken iki bin sayfa okumayız. Yapacak daha bir sürü şey var. Hepsini birden tüketmeliyiz.

Bu şekilde bir öykü türü ortaya çıkıyor. Küçürek Öykü. Kısa öykünün de kısası. Bu öykü türü, 7 sözcük ile 55 sözcük arasında uzunluğu olan bir öykü türü genel olarak. Her zaman olduğu gibi Amerikadan çıkıyor. Birçok büyük yazar küçürek öykü yazıyor. Hemingway örneğin.

Bizde de Ferit Edgü, yaklaşık elli yıl önce Paris’te iken Amerikalılarla tanışıyor ve sonra böyle öykü yazmaya başlıyor. Bizde öncüsü Edgü. Çok sayıda yazarımız bu tür öyküler yazıyor. Şu anda da bu akım devam ediyor. Kısa ama yoğun diyebiliriz bu türe. Şiirsellik değil sadece kısalık. Bir hikayen var onu yazıyorsun ve sonra bütün süsleri atıyorsun. Sade ve kısa öykü.

Bizde de nette bu tarz öykü yazanları, yazılanları bulabilirsiniz. Siteler, forumlar da var. Herkes her an küçürek öykü yazabilir. Tarzı ve kuralları öğrenmek kolay.

16 Haziran 2016 Perşembe

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 3



ELİF KAYMAZLI

Kayıp Düşler Kitabı


TOLGA YAZICI

Parçalanmış Gülüşler


SERKAN AYDEMİR

Adı Ben Soyadı Yalnızlık


BERKAY DAÇE

Gökdelenin Tepesinden İnsan Manzaraları


BİRGÜL ÖZCAN

Ev Anası


KADI KIZI

Akışına Bırak

10 Haziran 2016 Cuma

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR 2



HANİFE MERT (Yaren)

Düş Batımı


MAKBULE ABALI (Uçun Kuşlar)

Geriye Kalan (An'lar mı? Anılar mı?)


HAMİYET AKAN (Yürekten Kaleme)

Göçebe Şehrin Efendisi


GONCA KESKİN (Kitapla Dans/Gonca'nın Renkleri)

Gülkurusu Öyküler


MERT OFLUOĞLU (Kafa Dergi)

Ters Düz


9 Haziran 2016 Perşembe

KADIKÖY KİTAP GÜNLERİ


Bu yıl ilk kez düzenlenen Kadıköy Kitap Günleri keyifliydi. Çok sayıda yayınevi vardı Haydarpaşa'daki peronlar arasında. Standlar açık havada idi, çok güneş parlayınca gezmek zor olabiliyordu, bir de trenler öyle büyük ki insanın dikkati dağılıyor, trenler kitaplardan daha ilginçti.


Yayınevlerinin tümü yoktu ama çoğu vardı. Yayınevlerinin sahipleri ve editörleri, yazarları da geliyordu. Bilmediğimiz yayınevlerini görmek iyiydi. Sohbetler de vardı, imza günleri de. Selim İleri kitap imzalarken izledim. Biraz hastaymış, beli ağrıyormuş. Bir de tarih sohbeti dinledim. İlk açılış günü iki kez ziyaret ettim. Birçok yazar da vardı.

1 Haziran 2016 Çarşamba

KİTAP ÇIKARAN BLOGÇULAR


HALE NUR DURMUŞ (Sessiz Gemi/Kavanozdaki Beyin)

Vincent Konağı


KEZBAN ŞAHİN TAYSUN (Öykü ve Şiir Molası)

Kafesteki Kalp
Aynadaki Göz


GÜLSEN VAROL (Yapraklar/Hasret Senfonileri)

Albümdekiler
Cehennem Deresi


BÜŞRA NEBATİ (Love Me Or Leave Me)

Benden Duymuş Olma Da

(Blogunu bi süreliğine kapattı, gelir yine)

ERDİ KARADENİZ

Bu Şartlar Altında Ölemem
Pesimisyon
Beni Sevmek Zorundasın


(devam edecek)