24 Mayıs 2016 Salı

RESİM ANALİZİ 4



SON AKŞAM YEMEĞİ

Leonardo Da Vinci

Leo usta bu resmi yemek salonu için yapmış. Manastırdaki rahipler için. Rahipler öğle arası yemeğe çıktığında manastırdaki yemek salonuna geliyormuş. Sıraya giriyorlar, sırada şakalaşıyorlar, geyik yapıyorlar, kaynak yapıyorlar, of bugün de lahana var, seninle yemekleri değişelim mi, ben sana lahanayı vereyim sen bana kadayıfı ver gibi.

Oturuyorlar masalara sonra, masada baharat var, su şişesi ve su, turşu, acı biber filan. Rahipler ceplerinden başka baharatlar da çıkarıyorlar. Keyif içinde yemek yiyorlar. O zamanlar, öğle yemeği arası 12,30-13.30 arası. Yemekten hemen sonra ayin var ama hepsi ayinde uyukluyor tabii.

Demişler ki Leo’ya, sen buraya bir yemek resmi yap, asansör müziği gibi, bizim yemek salonlarında da oluyor ya çeşitli tablolar, e manastırdakiler de Leo’yu çağırıyor. Leo, düşünüyor, buraya napsam napsam. Rahipler yemek yerken, arkalarında ne olsun. Hem yemek olsun hem din olsun. Bakıyor duvara uzun uzun. Duvar da büyük.

Manastırda, kadınlar günü resmi yapcak değil tabii, kadınlar, dolmalar filan, ya da sünnet düğünü kurabiye gazozu filan, sonra rahipler kalkıp göbek atar, kermes de olmaz. Rahibeler şimdi oturup parşömen sarma mı yapacaklar, uzun iş. Diyor ki, en iyisi ben İsa’nın yemek masasını yapayım. Havarilerinle yemek yesin.

İsa’yı ortaya oturtuyor, masada bir sürü yiyecek, Halil İbrahim sofrası gibi, Sultan sofrası gibi. İsa ellerini açmış, ya böyle de olmaz ki der gibi elini açmış, sanki diyor ki, işte özel bir şey yapmadık, evde ne varsa, havari umduğunu değil bulduğunu yer gibi. Mutfakta ne varsa getirdik.

Havariler İsa’ya bir şeyler soruyorlar, ev fiyatları düşer mi, kavun kaç lira olacak bu yaz, bizim manastıra çok turist gelir mi bu yaz tarzı sorular. Sonra biri soruyor, İsa ya hacı, İsa doğuştan hacı zaten, sana kim ihanet edecek, o da Brütüs diyor. Havariler dönüyor birbirine, ya Petrus ya Yehuda ne diyor bu hafız, Brütüs kim yaa. Kafaları karışıyor, masada bir gıybet başlıyor. Havariler konuşmaktan yiyemiyorlar. İsa hepsinin arasına bir fitne fücur sokuyor. Bu havariler bir daha bir araya hiç gelmiyorlar. İsa da aman nolcak yaaa, havari bunlar ha vari ha yoki, diyor.

8 Mayıs 2016 Pazar

YANİ SADE


Bazı arkadaşlar isim takmışlar. Deep'in birleştirici gücü, diye. Arkadaşlarımı tanıtıyorum ya hep, ayrıca birçok arkadaşımı da bir araya getiriyorum. Gidiyorum, ay onunla tanışsana, ikiniz de şu yönden anlaşırsınız, ikiniz de şurdasınız gibi, bloglarda gezip birçok arkadaşımı birbiriyle tanıştırıyorum. Bu beni çok mutlu ediyor. İyi insanlar tatlı insanlar bir araya gelsin, mutlu olsun, ben de olayım iştee.

Bir de, blog yorumlarında hani neşeli, canlıyım ya, gerçekten de okurken çok heycanlanıyorum yazıları, içim kaynıyor, o nedenle hep enerjik yorum yapıyorum. Ayrıca, yazmayan arkadaşlarımı da yeniden yazdırıyorum. Sevgili Engin Ergin, Deeptone enerjisi adını takmış. Belki de evet Deep'ten gelen enerji buuuuu.

Yeni kitabımı ilk okuyan arkadaşlarım da var tabii.

ÖZLEM BERBEROĞLU ÖCEANNE

İlk yazan o oldu son kitabımı. üstelik, doğada nefis fotolar da çekmiş. Onların hepsini web siteme ekleyeceğim bir ara.


EREN O.

Eren de zaten kitaplarımın en hızlı okuyanlarından hep. O da şeker şeyler söylemiş.


DİLEK EREN

Dilek de tüm kitaplarımı en hızlı okuyanlardan zaten. Neşeli olduğunu söylüyor son kitabın.


ENGİN ERGİN

O da ilk kitabımı yeni okudu ve kısaca yorumladı.


Kitaplarımı okuyan ve yazan arkadaşlarıma çok teşekkür ederim ki. Kitaplarım sonuçta siz arkadaşlarım için.