31 Aralık 2015 Perşembe

RADYO OYUNLARI


Eski Radyo Tiyatrosu ve Arkası Yarın adlı programlar nette çeşitli arşivlerde bulunuyor. Bu arşivlerden iki tanesinde çok sayıda oyun dinleyebilirsiniz. 1. Radyo Tiyatrosu (YouTube). 2. Radyo Oyunları.Com.

Birkaç oyun örneği:

Beyaz Geceler:

Dostoyevski’nin incelikli eseri. Hüzünlü, melankolik bir aşk öyküsü. Hüzün zaten Rusya’ya çok yakışıyor. Soğuk, kar, hüzün çağrıştırıyor. Besteci Rachmaninov örneğin. Beyaz Geceler’de yalnız yaşayan bir erkeğin umutsuz aşk öyküsü anlatılıyor. Beyaz Geceler, yazarın yumuşak eserlerinden.

Katil Kim:

Ünlü Fransız polisiye yazarı Georges Simenon’nun bir eseri. Komiser Maigret çözüyor olayı. Simenon, yüzlerce roman yazmış saygın bir yazar. Maigret de onun kahramanı. Bu olayda da katili buluyor. Bu tür eserleri sevenler için keyifli.

Üçüncü Kattaki Daire:

Bir Agatha Christie eseri. Bir apartmanda cinayet işleniyor. Bir cinayet olduğunda suçlu genelde ölenin en yakınları arasından çıkar. Bu eserde de Hercule Poirot çözüyor bilmeceyi.

Bir Eskimo Kızının Romanı:

Bir Mark Twain öyküsü olan bu eserde bir Amerikalı gazeteci bir Eskimo kızla röportaj yaparken kız, ailesi ve Eskimo yaşamı hakkında ilginç gerçekler öğrenir. 

25 Aralık 2015 Cuma

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE "ALTIN ÇAĞ"




Kitabın Künyesi
"Geçmişten Günümüze ALTIN ÇAĞ saklı izleri"
Yazar: Ezgi Duran 
SINIR ÖTESİ Yayınları 
Haziran 2014

Ezoterizmle ilgilenin veya ilgilenmeyin , hiç mühim değil. Bu kitabın büyüsüne kapılacaksınız.
Bir zamanlar herşeyin mükemmel olduğu, gelişmişliğin ve iyiliğin en üst düzeyine ulaşılmış bir çağ yaşanmış yeryüzünde. "ALTIN ÇAĞ"  ve yine bu çağa doğru gidiyoruz diyor yazar Ezgi Duran.

Gizemler, sırlar, değerli bilgiler ışığında konuyla hiç alakası olmayanların bile rahatlıkla okuyabileceği tarzda hazırlanmış akıcı bir kaynak kitap.


Geçmiş uygarlıklardan günümüze insanoğlunun ne aşamalardan geçtiğine tanık oluyoruz. Sırlar, gizemler, kahinlerin öngörüleri hepsi bu kitapta sürükleyici ve aşırı derecede merak uyandıran bir dille anlatmış Ezgi




Kitabın arka kapağındaki ;

"Gelecekte bizi neler bekliyor? Nasıl bir sürece doğru gidiyoruz? .."

"Kuran-ı Kerim'de tufan öncesi uygarlıkların bizlerden daha ileri düzeyde olduğu birçok ayette vurgulanmış ve belli bir süre sonra da insanlığın tekrar o mükemmeliyete kavuşacağı üstü örtülü bir şekilde dile getirilmiştir."

bu cümleler kitabın içine dalmak için sizi sabırsızlandırmaya yeter bile.


Açıklanamayan esrarengiz olaylara;  mesela UFOlar, esrarengiz sesler, piramitler gibi konulara değinilmiş, eski çağ düşünürlerinin ütopyalarından altın çağa değindikleri noktalar yer verilmiş.

Teknik Gelişmeler ve tekamül bölümünde gözüme çarpan bir tez ise ; insanların altın çağda telepatiyeteneğiyle rahatlıkla iletişim kurabilecekleri..

Bölüm bölüm altını çize çize sorgulayarak okuyacağınız mükemmel bir eser.


Altın Saçlının Misyonu alt başlığında ;Atatürk'ün Altın Çağ'a olan ilgisi ve olacakları önceden gören yapısına değinmiş Ezgi.  Atatürkün  batık kıta Mu ile ilgili kitabı 48 saat boyunca odasından çıkmadan aralıksız okuduğu bilgisini de bu kitaptan öğrenmiş bulunuyorum.

Ezgi Duranın yer yer kendi o sıcacık kalbinden bizlere söylediği o harika özlü sözlerine ve kendisine hayran kalacaksınız.

Gelelim altı çizili satırlara...



"Bir tek insan, bir anne babanın ve diğer tüm sevdiklerinin cennetidir" sf74



"İnsan, dilemekteki ve yaratmaktaki kapasitesi sınırsız olmasına rağmen hedeflemekteki ve inanmaktaki yetersizliği yüzünden daima acı çekmiştir" sf149 



"Lüks ve zenginliğe karşı olduğu için bir fıçının içinde yaşayan ve su içmek için kullandığı çanağından başka birşeyi olmayan Diogenes (MÖ 412-323), kendisine "dile benden ne dilersen" diye soran Büyük İskender'e "Gölge etme başka ihsan istemem" demiştisf 144


Gize Piramitleri (Mısır) alt başlığı çarpıcı bilgiler içeriyor.




Çok mutluyum böyle bir kitabı okuduğum için. Bunun için Ezgi Duran'a sonsuz teşekkürler... Ayy böyle pek resmi yazmak zorunda hissettim kendimi amaaa :)

Yazarımızın büyük hayranıyım ve kendisinin ne kadar tatlı komik sevecen şeker olduğunu biliyorum.;)

Yeni kitabını da dört gözle bekliyorum.

Bu kitabı alınız canlarım;)

Bu yorumun yayınlanmasında blogunu bana açan sevgili deepe de çok teşekkürler.

Ben kim miyim ? eheheh :) Kreatif Başkaaannn !!! ;)

bana kreatifbug@gmail.com adresinden ne zaman isterseniz ulaşabilirsiniz.Blogumu kapattım sizleri takip etmeye çalışıyorum. hepinizi öpüyorum mucks <<3<3<3

Bu arada benim bir ricam var sizlerden, arkadaşlarımızın kitaplarını alıyoz ya netten aldığımız siteye yorum da girsek ya. Bende jeton yeni düştü gittim kitap yurdunda hem Deepin hem de Ezgi Duranın kitaplarına yorum bıraktım Siz de yapsanıza böyle Çok akıllıyım de mi :) ehehehe :D

19 Aralık 2015 Cumartesi

SADE MAVİ FRAM


Yıl sonu yaklaşıyor ya ne güzel hem kendimizi yenilemek için bir fırsat hem de benim beşinci yılım doluyor blogda. Beş yıldır aktif olan başka blog arkadaşlarım da var. Yani beş yıldır burda arkadaşız ne güzel bir şey bu.

Dördüncü yılımda geldi benim ilk kitap, geçen yıl, bu yıl da iki kitabım geldi. Bu kitaplarım buradaki arkadaşlarıma armağan oldu. Burda biz bizeyiz hep ne güzel. Yani blog arkadaşlarım için hep bu kitaplar.

Son zamanlarda, kitaplarımı okuyan arkadaşlarımdan gelen yorumlar var yine. Şimdi bu yazıların linklerini vereceğim size.

KEZBAN ŞAHİN TAYSUN

Saygın yazarımız daha önce Derin Mavi adlı kitabımı okumuş yazmıştı, o yazı yanda arşivde duruyor. Şimdi de Sade ve Derin'i okuyup yazmış. Tıklayınca iki yazı da geliyor şimdi.


DR. COFFEE

Sevgili kafi de Frambuazlı Hayat'ı okuyup çok şeker yorumlamış. Bir diğer yazısında bu kitaptan alıntı yapmış ve başka bir yazıda da aldığı kitaplarla birlikte bu kitapların fotosunu çekmiş. Son günlerdeki üç yazısı bu yazılar. Kitabıma uygun şarkı seçmiş ki bu da çok uygun düşmüş yaa.





Not: Bloglarda teknik bir arıza olmalı. Çünkü, birçok arkadaşımızın blogunda üye sayısı bir anda düştü bugün. Belki de blogger, aktif olmayan blogları temizliyor. Ya da üyelikle ilgili bir arıza olmalı. Geçer yakında.

9 Aralık 2015 Çarşamba

RESİM ANALİZİ


Bilmediğim bir ressamın bilmediğim bir tablosunu gördüm. İlginç buldum. Şimdi bu resmi analiz etmeye çalışacağım.

Öncelikle, anlıyoruz ki bu halılar İran halısı. Burada bir halı satışı var. Toptan halı alacak birileri belli. Sağda, yüzünü gördüğümüz beyaz sakallı adam belli ki halıların sahibi. Soldaki kırmızı atkılı adam da onun yardımcısı gibi.

Halılara bakanlar da alıcılar. Giyimlerine göre, alıcılar Arap gibi. Satıcı, halılara bakmıyor, çünkü, halılarını biliyor ve anlatıyor. Alıcıların ayaklarındaki terlikler modern.

Sağ arkada karanlıkta mavili bir kadın var. Belki de halıları o kadın işledi, kendi veya yardımcıları ile. Kendi yaptığı halde ortaya çıkamıyor. Onun durduğu yerin üstündeki pencere genelde böyle yapılarda kadınların yaşadığı odaların penceresi.

Giyimlere bakarsak, sanki, 1600-1700 yılları gibi. Osmanlı zamanı İran herhalde. Ama bina, Anadolu Selçuklu döneminden. Yani, 1300-1400’ler gibi. Bu da normal. O zaman Osmanlılar, Türkler oralardaydı zaten.

Türkler, yüzyıllar içinde onlarca devlet kurmuş, bu devletler batmış gitmiş, yeniden devlet kurmuşlar. Yani, sürekli olarak bir gelme gitme durumu var.

Bu resim genel hava olarak Osman Hamdi Bey’in Kaplumbağa Terbiyecisi’ni andırıyor. Kaplumbağa terbiye edilir mi? Edilmez. Bu kadar yavaş bir hayvanı terbiye edemezsiniz. O resimde, herhalde, bütün canlılar terbiye edilmelidir, kaplumbağa gibi terbiye edilemeyecek olan bile demek istiyordur.

Çok sıkı analiz ederim haaa J