17 Ağustos 2017 Perşembe

TAŞ KINASI



Taş kınası taştan yapılıyor. Eğlence için.

Taşın şekline bağlı. Uygun taş bulununca yapılıyor.

Taşın üstüne tükürüyoruz. Yine taşla tükürüğün üstünü yuvarlıyoruz. Rengini alana dek tükürmeye devam ediyoruz. Kına iyi tutsun diye. Yani kına, tükürük ve taştan yapılıyor.

Sonra da o taşla kınayı elimize sürüyoruz.

Yani işte, taşın üstünde tükürükle kına yapılıyor. İnsan kına olup da eline sürülünce çok şaşırıyor. Kına yapıldıktan sonra on dakika bekletilirse daha çok kalıcı oluyor.

Az beklersen üç gün sonra kayboluyor. Uzun sürmesi için biraz beklemek lazım. Eline sürüp koklayınca gerçekten de kına kokuyor.

Taşın beyaz kısmına kendi tükürüğümüzü yapıyoruz, sonra taşın üzerinde yuvarlayınca kına kendiliğinden oluyor.


16 Ağustos 2017 Çarşamba

MERYEM



Yeni yazlık dizilerden Meryem henüz üçüncü bölümde ama çok heyecanlı ilerliyor.

Kore dizisi uyarlaması olan dizide aşk var ölüm var ihanet var intikam var gizem var. Yani sürükleyici bir dizi için her şey var.

Bir genç savcı araba kazası yapar. Yanında da sevdiği kız vardır. Kazada bir kadın ölür. Savcının sevdiği kız Meryem, sevdiği erkek için bir fedakarlık yapar ve suçu üstüne alır, hapise girer.

Savcı, suçunu gizlemek için elinden geleni yapar. Ölen kadının sevdiği erkek ise Meryem’in peşindedir. Onun hayatını karartmak ister. Meryem’in aslında bir suçu yoktur ama sessiz kalmayı seçer.

Elbette, olayın arkasında başka gizemli durumlar da vardır. Olaya karışan herkes olayı çözmek veya kapatmak ister.

Dizi, sürekli olarak dramatik olaylarla ilerliyor. Çıkar çatışmaları insanlara bir dolu yanlış kararlar verdiriyor.

Kurgu heyecanlı, hiç sıkmıyor, aksine ne olacak acaba diyerek bölümlerin sonuna geliniyor.

Kalp Atışı, Ateş Böceği, Dolunay gibi yumuşak dizilerin yanında bir de sert dizi iyi geliyor.

15 Ağustos 2017 Salı

ARMUT AĞACI


İki amcam kendi işleri yanında bahçecilik yapmayı da severler.

İkisi de armut yetiştirmeye karar verdi. İki bahçe aldılar ve ağaçları diktiler.

Birinin armutları iri, sulu, güzel oldu. Diğerinin ise armutları küçücük oldu.

Küçük olan tabii ki buna kafayı taktı. Kardeşini aldatmaya karar verdi. Bir gün, büyük ve sulu armutlar alıp kendi bahçesine gitti ve küçük armutlar yerine büyükleri astı. Hepsini iğneyle, bantla dallara yapıştırdı.

Ertesi gün akşamüstü, hava kararırken kardeşini de alıp bahçesine götürdü. Kardeşi, alacakaranlıkta ağaçlara baktı ve şaştı kaldı. Nasıl becerdin diye sordu. Armutları ellemek aklına gelmemişti.

Ertesi gün gündüz gözüyle bahçeye gidince gerçeği anladı. Sonra da çok güldüler.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

PEYNİRLİ PATLICAN KIZARTMASI



Bir bostan patlıcanı bir parmak kalınlığında yuvarlaklar halinde kesilir. Kızartılırlar.

Bir tabağa kağıt havlu konur, kızarttığımız patlıcan dilimleri üstüne konur, yağı çeksin diye.

Bir kapta tulum loru, maydonoz, karabiber karıştırılır.

Ayrı bir kapta iki yumurta kırılr, iyice karıştırılır.

Her bir iki patlıcan diliminin arasına lor karışımı konur, hamburger gibi.

Sonra yumurtaya bulanır ve tekrar kızartılırlar.

En sonda istenirse üzerlerine maydonoz da serpiştirilebilir.

13 Ağustos 2017 Pazar

KİTAP İSİMLERİYLE ESPRİLER



Cicişlerden İrem Akay çokoş bir mim bulmuştu. Kitap isimleriyle soğuk espriler yapmak. Onun cevaplarını okuyun. Gerçekten de çok absürt ama öylesine komiik kii.


Sonraaa, Kağıt Salıncak'ı mimlemiştii. Kağıttan salıncak da beni mimledii. Onunkileri de okuyuun cevapları akıl ötesi komiklikte.


Ben dee bu hoş mimi yapmaya çalıştıım. Onlar kadar saçmalamaya çalıştııım. Çok da zor değildi, bu sıcakta.

Gönül Yarası (Chelsea Cain/Psikolojik gerilim romanı)

-Gönül Yarası’nı okuyorum.
-Neden ki? Gönlün mü yaralı?
-Evet yaaa bu bir estetik tıp kitabı. Gönül Yaraları nasıl iyileştirilir onu anlatıyor. Benim de gönlümde kalp şeklinde bir yara var da. Doğuştan yani. Annem beni doğurmadan önce o kadar aşıkmış ki babama. Hep aklındaymış. O yüzden doğum lekesi gibi bende de bu yara var. Bir türlü kapanmadı. Estetik cerraha gidicem işte ön araştırma yapıyorum.

İki Kişilik Rüyalar (Fatma Barbarosoğlu/Kadınlar hakkında edebi öyküler)

-Ne okuyorsun?
-İki kişilik rüyaları. Psikiyatri kitabı bu. Geceleri öyle oluyor bende. Mesela rüyamda hem kendim olarak seni görüyorum.  Hem de sen olarak kendimi görüyorum.
-Kitapla olmaz bu. Doktora gitmelisin. Şizofrensin sen.
-Dur şimdi. Bunu sen mi bana dedin ben mi sana?

Dantel Falcısı (Brunonia Barry/Edebi gerilim romanı)

-Ne yazıyor kitapta?
-Dantel falını anlatıyor. Kadının biri danteline bakıp karşıdaki kişinin gelmişini geçmişini anlatıyor.
-Of okumasana böyle entel dantel kitapları.

Körleşme (Elias Canetti/Edebi roman)

-Ne okuyorsun?
-Körleşme.
-Bana mı dedin. Kör müyüm ben hiçbir şeyi göremiyor muyum?
-Allah’ın körü. Görmüyor musun kitap okuyorum.
-Yine görmüyorsun dedin. Yahu görüyorum ben.
-Elinin körünü görüyorsun sen.
-Allam ellerim de mi kör oldu? Elim gözüm kör mü yani?
-Hayır aklın kör senin.
-Ne körlüğümü gördün nankör.
-Nankör değil bonkörüm. Aklın kör değil aslında, hiç yok senin. Yaşaman bile bir mucize.
-E seninle konuşabildiğime göre o kadar da kör sayılmam.
-Nefsimi körelttim ben o sayede sana katlanabiliyorum.
-Eh aşkın gözü kördür derler. Kader işte bu. Bir köre aşık oldun.
-Eh körle yatan şaşı kalkar. Bak o yüzden gözlerim şehla benim. Ayrıca, ben sana aşık olmadım. Sen gözümü boyadın.
-Ooo, hem körüm hem gözünü boyadım ha.
-Kitap okuyorum hadi git gözüme batıyorsun.
-Ne becerikliyim değil mi ama?
-Evet, göze diken olarak beceriklisin doğru.
-Ayy göz dikeni değilim ben sana göz dikmiştim yaa.
-Evet zaten ben de göze geldim de sana tutuldum.
-Göz tutulmasııı.
-Sendeki de akıl tutulması işte.

İkisi de gözlerini devirirler.

Bu şirin mimi isteyen herkes yapsın işteeee.